Türkiye ile AB Arasında Tesis Edilen Gümrük Birliği’nin Hikayesi

Yazar: Faruk Aydın

Haziran 26th, 2020

1991 yılında Andrew Moravcsik, “Negotiating the Single European Act: national interest and conventional statecraft in the European Community” adlı makalesinde Tek Avrupa Senedi’nin imza sürecini tartıştığı makalesinde ilk kez dile getirdiği liberal hükümetlerarasıcılık, Avrupa bütünleşmesini açıklamak için özel olarak sentezlenmiş bir kuramdır. Söz konusu kuramın yükselişe geçtiği dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında bir Gümrük Birliği tesis edilmiştir. Bu çalışma, belirli bir olgu ve döneme odaklanma kısıtlılığından hareketle, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında kurulan Gümrük Birliği’ni liberal hükümetlerarasıcılık özelinde açıklama amacı taşımaktadır. Çalışmada, Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği kurulmasına yönelik alınan 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın Yunanistan örneği kullanılarak liberal hükümetlerarasıcılık bağlamında açıklanabilir olduğu yaklaşımı benimsenecektir.

Liberal Hükümetlerarasıcılık

Andrew Moravcsik’e göre AB özelinde oluşturulacak bir kuramın temelinde uluslararası politik ekonomi ve karşılıklı bağımlılık düşüncesi yer almalı ve AB bir rejim olarak ele alınmalıdır.[1] Çünkü uluslararası işbirliği aktörü AB’yi, düzenin oluşması için bir potansiyel olarak görmektedir.

Moravcsik tarafından neo-liberalizmin ve hükümetlerarasıcılığın bir sentezi olarak geliştirilen bu teori, Avrupa bütünleşme sürecini iki aşamada açıklamaktadır.[2]  Teorinin liberal yönünün ortaya konduğu ilk aşamada, üye devletler Avrupa bütünleşmesine yönelik atılacak adımlarda ulusal politikalarını belirlemektedir. Klasik hükümetlerarasıcılık teorisinden farklı olarak bu aşamada ulusal politikaların belirlenmesinde devletin yanında sivil toplum örgütleri gibi başka aktörlerin varlığı da söz konusudur.[3] Teorinin bu aşaması liberal özellikler taşımaktadır.

Teorinin ikinci aşamasında, belirlenen ulusal politikalar pazarlık masasına çıkarılmaktadır.[4] Brüksel’de hükümetlerarası düzlemde gerçekleştirilecek görüşmelerle karar ya da kararlara ulaşılmaktadır. Teorinin bu aşaması klasik hükümetlerarasıcılıkla örtüşmektedir.

Türkiye – AB İlişkileri

1829’da imzalanan Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazanan Yunanistan, o günden bugüne, tarihsel hak iddiaları ve rekabet dolayısıyla Osmanlı Devleti ve ardılı Türkiye Cumhuriyeti ile çoğu zaman sorunlu seyreden bir ilişkiye sahiptir. 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nın kabulü ile sınırları kesinleşmiş bu iki devlet, bu yıldan itibaren politik rekabet ve karşılıklı tarihsel iddialar çerçevesinde ilişkilerini sürdürmüştür.

Roma Antlaşması ile kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortaklık ve katılım süreci de iki devlet arasında siyasi bir rekabet teşkil etmiştir. Yunanistan’ın 15 Temmuz 1959’da AET’ye yaptığı ‘’ortaklık’’ başvurusu üzerine Türkiye de 31 Temmuz 1959’da AET’ye ‘’ortaklık’’ başvurusunda bulunmuştur. Taraflar arasında Gümrük Birliği kurmayı amaçlayan ortaklık anlaşmaları da kısa sürede imza edilmiştir. Türkiye ve Yunanistan, Gümrük Birliği’nin ardından topluluklara üye kabul edilebileceklerdi. Ancak Türkiye’nin Kıbrıs adasına gerçekleştirdiği askerî harekât kendisi için entegrasyon sürecini durduracak; Yunanistan için ise 1967’den beri iktidarda olan Albaylar Cuntasının sonunu getirerek demokrasiye geçişi hızlandıracaktır. Türkiye ve Yunanistan’a o tarihe kadar eşit muamele ilkesini uygulayan AT, 1975’te Yunanistan’ın ortaklık sürecini tamamlamadan üyelik başvurusunda bulunmasını kabul edecek ancak Türkiye’deki siyasi istikrarsızlıklar sebebiyle Yunanistan’ın izlediği yol izlenmeyecektir. 1981’de AT’ye tam üye kabul edilen Yunanistan, o günden 1 Mayıs 2004’te Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs Cumhuriyeti olarak birliğe üye kabul edildiği tarihe kadar Türkiye’nin ‘’ortaklık’’ ve ‘’üyelik’’ sürecine karşı çıkmıştır.

12 Eylül 1980’de yaşanan askeri darbe, Türkiye’nin AT ile ilişkilerini dondurmuş ve belirsiz bir sürece itmiştir. Ancak 14 Nisan 1987’de dönemin hükümeti, Avrupa Topluluklarına tam üyelik başvurusunda bulunarak Yunanistan’ın 1975’te izlediği stratejiyi takip etmek istemiştir. Komisyon, 1989’da bildirdiği görüşünde ‘’ortaklık’’ sürecinin devamına vurgu yaparak AT’nin genişleme sürecinde olmadığını ifade etmiştir. Türk hükümetleri de ortaklık sürecinin bir sonucu olan Gümrük Birliği’ni kurmanın, sonrasında üyeliği de beraberinde getireceğini düşünmüştür. AT ile Türkiye arasında Ankara Anlaşması’na dayanılarak oluşturulan Ortaklık Konseyi’nin[5] 6 Mart 1995’teki Gümrük Birliği kararına[6] kadar bu doğrultuda mücadele edilmiştir.

Yunanistan’ın Ulusal Politikası: Kıbrıs’ın AT Üyeliği

Bakanlar düzeyinde toplanan Ortaklık Konseyi’nde karar alınabilmesi için birer oyu olan iki tarafın da uzlaşması gerekmektedir.[7] Oybirliği hususu günümüzde Avrupa Konseyi’nin (Zirve) karar alma mekanizmasında da görülmektedir. Oybirliği usulü, üye devletlerin ulusal çıkarlarını pazarlık masasına koyabildiği ve bu doğrultuda varılacak uzlaşmalardan çeşitli ödünler/ödüller koparabildiği bir durum teşkil etmektedir. Ortalık Konseyi’nde AT’nin bir oya ulaşması için 1995 itibarıyla 15 üye devletin uzlaşısını elde etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla Türkiye ile Gümrük Birliği kurulmasına yönelik karar almak için 15 üye devletin de olumlu görüş bildirmek suretiyle bir (1) olumlu oya ulaşmak gerekmektedir. Bu durumda Yunanistan’ın tavrı, kararın alınabilmesinde kilit noktadadır.

4 Temmuz 1990’da uluslararası tanınan ismiyle Kıbrıs Cumhuriyeti, AT’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. 1993’te Komisyon’un olumlu görüşüne karşın bölünmüş bir toprak parçasının üyeliği diğer üye devletlerde fazla destek görmemiştir. Yunanistan’ın ulusal politikalarını Avrupalılaştırması sonucu Topluluk için önemli bir mesele haline gelen Kıbrıs, entegrasyona dahil edilmeye çalışılmıştır. 10 Ekim 1993 tarihinde yapılan Yunan genel seçimleri, Yunanistan’da iktidarı Yeni Demokrasi’den PASOK’a geçirmiştir. Ancak Yunan devlet politikası olarak kabul edilen Kıbrıs davasında iktidar değişikliği bir farklılık gözetmemiştir.

Yunan devlet yöneticileri, Türkiye ile yapılan Gümrük Birliği müzakere sürecinde pazarlık masasına Kıbrıs’ı dahil etmiştir.[8] Türkiye ile varılacak uzlaşma şartı olarak Kıbrıs’la üyelik müzakerelerinin başlangıcına yönelik bir tarih alınması sunulmuştur. Türkiye’nin de Avrupa entegrasyon sürecinden kopmasını göze alamayan ve ortaklık sürecinin destekleyen diğer üye devletler, Yunanistan’ın önerisini kabul ederek 1997 Lüksemburg Zirvesi’ni[9] işaret etmiştir. Kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarının desteği ile Yunan devlet politikası haline getirilen Kıbrıs’ın üyeliği, çalışmada incelediğimiz teoriye uygun olarak pazarlık süreciyle kabul ettirilen şartla sağlanmaya çalışılmıştır.

Sonuç

Avrupa bütünleşmesini iki aşamada açıklayan liberal hükümetlerarasıcılığın, Türkiye ile AB ilişkilerine uyarlandığında, Yunanistan’ın ulusal çıkarlarını karar alma mekanizmasında pazarlığa çıkarma özel örneğiyle açıklanabilir olduğu göstermeye çalışılmıştır.

Teoriye göre bütünleşmenin ilk aşamasını oluşturan ulusal politikaları belirleme süreci, çalışmanın örneğinde Yunanistan’ın AT üyesi olduktan sonra, hukuki garantörlüğünü yürüttüğü Kıbrıs’ın da üyeliğini ulusal politika olarak belirlemesi olarak açıklanmıştır. Yunanistan tarafından Kıbrıs konusunda ihtilafa düştüğü Türkiye’nin üyeliğine de aynı derecede karşıt bir politika izlenmiştir. Ancak bölünmüş ve sorunlu bir ada olan Kıbrıs’ın üyeliğinin diğer üye devletler tarafından da yeterince desteklenmemesi, Yunanistan’ın konuyu Türkiye ile olan müzakerelerde pazarlık masasına çıkarmasına neden olmuştur. Çalışmanın örneğinde olduğu gibi, Gümrük Birliği’nin kurulması kararının bakanlar düzeyinde yapılan Ortaklık Konseyi’nde her bir tarafın olumlu oy kullanmasıyla mümkün olduğu dikkate alındığında, Yunanistan’ın Türkiye’nin AT ile bütünleşme sürecini kurumlar düzeyinde politik çıkarlarını pazarlık ederek mümkün kıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Faruk Aydın


Dipnotlar

[1]Seçil Öraz, ‘’Andrew Moravcsik ve Liberal Hükümetlerarası Sistem ile Avrupa Bütünleşmesi’’, International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Cilt 6/1, Kış 2011, s. 1612.

[2] Sinem Akgül Açıkmeşe, ‘’Uluslararası İlişkiler Teorileri Işığında Avrupa Bütünleşmesi’’, s. 19.

[3] Andrew Moravccik, “Preferences and Power in the European Community: A Liberal Intcrgovernmcntalist Approach,” Journal of Common Market Studies, Cilt 31, No 4, 1993, s. 483.

[4] Moravccik, “Preferences and Power in the European Community: A Liberal Intcrgovernmcntalist Approach’’, s. 515.

[5] Ortaklık Konseyi, Ankara Anlaşması ile oluşturulmuş bir temel karar alma organıdır. Ortaklık ilişkisini uygulama ve düzenlemeye yönelik kararlar almanın yanında tavsiyeler de veren bir kurumdur.

[6] 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı için bakınız: http://www.mfa.gov.tr/1-95-sayili-ortaklik-konseyi-karari-gumruk-birligi-karari.tr.mfa (Erişim: 19.05.2020)

[8] Oxford Üniversitesi St. Antony’s College’da uluslararası ilişkiler profesörü olan Philip Robins ile 1999’da yapılan röportaj için bakınız: https://www.milliyet.com.tr/the-others/gumruk-birligi-adayliktan-onemli-5230033, (Erişim Tarihi: 19.05.2020).

[9] 12-13 Aralık 1997 tarihinde Lüksemburg’da düzenlenen Avrupa Zirvesi’nde Kıbrıs’ın hem aday ilan edilmesine karar verilmiş hem de Mart 1998’de üyelik müzakerelerine başlayacağı ilan edilmiştir.


Kaynakça

1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı için bakınız: http://www.mfa.gov.tr/1-95-sayili-ortaklik-konseyi-karari-gumruk-birligi-karari.tr.mfa, (Erişim: 19.05.2020).

Akgül Açıkmeşe, Sinem, “Uluslararası İlişkiler Teorileri Işığında Avrupa Bütünleşmesi”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 1, Sayı 1 (Bahar 2004), s. 1-32.

Moravccik, Andrew “Preferences and Power in the European Community: A Liberal Intcrgovernmcntalist Approach,” Journal of Common Market Studies, Cilt 31, Sayı 4, 1993, s. 475-524.

Oxford Üniversitesi St. Antony’s College’da uluslararası ilişkiler profesörü olan Philip Robins ile 1999’da yapılan röportaj için bakınız: https://www.milliyet.com.tr/the-others/gumruk-birligi-adayliktan-onemli-5230033, (Erişim Tarihi: 19.05.2020).

Öraz, Seçil, ‘’Andrew Moravcsik ve Liberal Hükümetlerarası Sistem ile Avrupa Bütünleşmesi’’, International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Cilt 6, Sayı 1 (Kış 2011), s. 1611-1624.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?