Türk-Alman İttifakına Dair Alıntılar

Yazar: Editör

Ocak 31st, 2020

Bilindiği üzere Türk ve Alman İmparatorlukları, Kayser II. Wilhem’in 1888’de taç giymesinden yakınlaşmaya başlamıştı. Gerek Türk ordusunun silahlandırılması konusunda olsun gerekse Bağdat Demiryolu Projesi gibi alanlarla pekişen ilişkiler Aralık 1913’te Liman von Sanders başlanlığındaki bir Askeri Misyon’un Osmanlı ordusu kademelerinde göreve başlamasına kadar devam etmiş ve bu iki büyük imparatorluk başlayan “Büyük Savaş”ta birbirlerini müttefik olarak bulmuşlardır.

Dört buçuk yıl süren savaş süresince birçok Türk ve Alman subay, müttefikleri hakkında raporlar ve mektuplar kaleme almışlardır. Biz de, Necmettin Alkan ve Eyyub Şimşek’in bu rapor ve mektuplardan yardım alınarak hazırlanan yazılardan oluşturdukları ve Kronik Kitap’ın bastığı Savaşanların Gözüyle Türk-Alman İttifakı (1914-1918) kitabından seçtiğimiz 9 alıntıyı sizler için hazırladık. İyi okumalar.

Derleyen: Fatih Karaman

1) “Enver, asla dar kafalı biri değildir. Sağıklı ve bozulmamış bir karar verme yeteneğine ve sağlam bir iradeye sahiptir. Tıpkı diğer genç devlet adamları Bonapart ve Friedrich misalinde olduğu gibi, onda da askeri tecrübenin, saf askeri basiterin ve kabiliyetin eksik olduğunu karşıtları gibi itiraf etmeliyim.”

Colmar Von der Goltz Paşa’nın Enver Paşa hakkındaki görüşleri.



2) Bir şahıs bir durumda büyük devlet adamı ve komutan; bir başka durumda ise, maceracı ve şüpheli şahıs olarak açıklanamaz. Enverin trajik kaderi, Almanya’nın kuvvetini abartmasıydı. Bizler 1918 yılına kadar Almanya’nın zaferine koyu bir şekilde inanlar olarak, bundan dolayı onu kınamak hakkına sahip miyiz?

Carl Mühlmann’ın Enver Paşa hakkındaki görüşleri.

Kayser II. Wilhelm ve Enver Paşa, sonradan Yavuz ismini alacak olan Goeben zırhlısının güvertesinde.

3) “(Türkler) en ufak bir şikayet durumunda hasta olduğunu iddia ederek istirahata ihtiyacı olduğunu iddia ediyor. Türk subayları gençliğinde aldığı eğitim Alman çocuklarının eğitimine göre bambaşka şeylere dayanır… Almanlarda çok katı bir doğruluk sevgisi talep edilirken Türklerde ise yalancılık özgür dilenebilir.”

Türk Denizcileri hakkında Almanlar tarafından hazırlanan bir rapordan alıntı.

Mesudiye Zıhlısı, 20. yüzyıl başları.

4) “Osmanlı hizmetinde olan Alman subay ve askeri personelşn sayısını tespit etmek zordur. Bazen bu rakam 50.000 civarına kadar çıkmaktadır.”

Kayser II. Wilhelm’in İstanbul’u ziyareti.

5) “Türkiye’de eskiden tramvay biletlerinde Türkçe ve Fransızca ibareler yer alırken artık Almanca kullanılmaktadır. Türkiye Almanlaşmaktadır. Alman okullar vasıtasıyla da kültürlerini Türkiye’de yaymaya çalışmaktadırlar.

Fransızların (La Croix’un) Türk-Alman yakınlaşmasına karşı duyduğu rahatsızlığa bir örnek.

Savaş yıllarında İstiklal Caddesi.

6) “Rusların asırlardır devam eden sladırıları sona erecek, Mısır yeniden Sultanın toprağı haline gelecek, sömürge durumundaki Hindistan ve diğer Müslüman bölgeler Halifelik vasıtasıyla Osmanlı’ya bağlanacak. Hülasa Osmanlı Büyük Doğu Gücü, Almanya ise Büyük Batı Gücü olacak.”

Bir Fransız olan La Croix’a göre Almanya’nın Osmanlı’ya yaptığı vaadler.


7) “Askeri olarak Türkiye bir sıfırdır! (…) Ordu öyle kötü bir durumdadır ki bu durum her türlü tanımın dışındadır. Eskiden Türkiye için hasta adam tanımı kullanılıyordu, oysa şimdi ölen bir adamdan söz edilmelidir.”

Avusturya-Macaristan Genelkurmay Başkanı Franz Conrad’ın 1914’te yazmış olduğu bir mektuptan bir alıntı.


8) “Kürt göçebe ve hayvan sahibi iken Ermeni çiftçi, zanaatçı ve tüccardır. Kürt okul eğitimi almamıştır, paranın kullanımını tam olarak bilmemektedir. Ayrıca faizin haram olduğuna inanmaktadır. Ermeni, tüccar olarak Kürt’ün bu deneyimsizliğinden vicdansız bir şekilde yararlanıp ondan faydalanmaktadır. Kürt aldatıldığını anlayarak Ermeni’ye karşı güveni sarsılır. İşte size Ermenii trajedisi!’ Onun (Schellendof) bu yazdıklarına bakılırsa ortada bir Türk-Ermeni meselesinden ziyade, bir Kürt-Ermeni meselesi mevcuttu.”

Osmanlı Genelkurmay Başkanı Fritz von Schellendorf’a göre Ermeni meselesi.


9) “(Tehcir esnasında) Osmanlı jandarmasının işlediği vahşet kabul edilemez. Fakat Talat’ın mensup olduğu hükümetin bu vahşeti desteklediği ispatlanmaya muhtaçtır.”

Erkân-ı Harbiye Dairesi’ndeki Harekât Şubesi Başkanı Otto von Feldmann’ın tehcir hakkındaki görüşleri.

Otto von Feldmann’ın imzalı bir fotoğrafı.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?