Roma İmparatorluk Döneminde Ölüm İnancı ve Ölü Gömme Adetleri

Yazar: Editör

Ekim 25th, 2020

Roma İmparatorluğunca resmi olarak kabul edilmiş dinlerin merkezinde ölümden sonraki hayata pek yer verilmemiştir. Dönemin yaygın felsefi akımları da (epikürosçu felsefe, stoacılık) ruhun ölümsüzlüğüne inanmış, fakat bu konudan mümkün olduğunca kaçınmışlardır. Bu sebeple en yaygın görüş ölümün sonsuz bir uykudan meydana geldiği ve bir hiçliğe geçiş olduğudur. Tabii ki buradaki ‘hiçlik’, aslında tam olarak bizim anladığımız manaya gelen ‘hiçlik’ değildir. Romalılar insanın ölümden sonra ruhunun ‘Manes’e katıldığına inanmışlardır. Manes’i, ölerek bireyselliğini kaybetmiş olan ruhların katıldığı, ortak bir kutsallığı paylaşan ruhlar yığını olarak tarif edebiliriz.

Bununla birlikte Eski Yunan’da da bildiğimiz, yalnızca kahramanların ve onlar gibi yüksek ruhlara sahip olan insanların gidebileceği Elysium inancı da Roma da kısmen kabul görmüştür.

Ölümden sonraki hayat filozoflar dışında ancak içine kapanık mezheplerce dikkate alınmıştır.[1] Örneğin Yunan dünyasında da oldukça yoğun bir şekilde ilgi görmüş olan mister’ler (gizem dinleri), Roma’da da oldukça rağbet görmüştür. Misterlere olan bu rağbetin sebebi, bu kültlerin dönemin yaygın inançlarından farklı olarak, ölümden sonra dirilmeyi vaat etmesi ve eşitlikçi bir yapılarının olmasına bağlayabiliriz.[2]

Romanın mezar sanatına ve cenaze törenlerine bakıldığında ise öteki dünya inançlarıyla büyük bir kontrast oluşturduğunu görüyoruz. Ölüm sonrasıyla ilgili genel bir dini veya felsefi görüş olmasa bile mezarın huzuru Romalılar için oldukça önemliydi. Cumhuriyet Dönemi’nin son yüzyılı ile İmparatorluk Dönemi’nin ilk iki yüzyılı hariç cenaze törenleri genellikle geceleri yapılmıştır. Sadece köleler ve yoksul kişiler törensiz defnedilmiştir.[3]

Antik Roma’da bir cenaze töreni sahnesi

İmparatorluk Dönemi’nde ölümden sonraki seremonileri, cenazeden önce ve cenazeden sonra olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

Kişi öldüğünde evdeki en yaşlı erkek evlat cesede yaklaşarak adını söyler (bu olaya conclomare denir). Sonra da cenazenin gözlerini kapatırdı. Daha sonra ise ceset yıkanır, yağlanır, en güzel giysileri giydirilir ve ağzına, Styks nehrinden rahatça geçebilmesi için Charon’a vermek üzere bir sikke yerleştirilirdi. Ölen kişi eğer bir censor ise mor bir toga, eğer zafer kazanmışsa altın bir toga giydirilirdi. Sonrasında cenaze yüksek bir yatak (lectus funebris) üzerine yerleştirilirdi. Bu sırada evde bir cenazenin olduğunu temsil etmesi için kapılar kapanır, kapı dışına bitkiler asılır, evin avlusundaki ateş söndürülür ve kadınlar yüksek sesle bağırır, saçlarını yolar, giysilerini parçalardı (Prothesis). Ölünün mezara taşındığı (Ekphora) cenaze alayında ise; aile fertleri, komşular ve arkadaşların yanı sıra müzisyenler ve profesyonel ağlayıcılar (praeficae) da bulunurdu. Bir cenaze söylevi gerçekleştirilir, kamusal saygınlığı olan biri ölünün ardından methiyeler okurdu. Törenler toplumsal sınıflara göre farklılık gösterse de aslında seremoniler genellikle aynı olurdu. Değişen tek şey cenazenin bekleme süresi, görkemi ve mezar yapısı olurdu. [4]

En popüler gizem dini tanrılarından biri olan, Dionysos tasviri.

Mezarın başına gelindiğinde ise sırada cenazenin yerleştirileceği yerin kutsanması gelirdi. Ardından cenazenin gömülmesi gerekiyorsa pişmiş topraktan veya taştan bir tabut içerisinde mezara indiril, ceset yakılacaksa derin olmayan bir mezar odunla doldurularak cenaze yakılırdı. İmparatorluk Dönemi’nin geç zamanlarına gelindiğinde bu ceset yakımı lahitlerim içinde gerçekleştirilmeye başlanmıştı. Son olarak mezarlığın kutsallığı için domuz kurban edilerek cenaze töreni sonlandırılırdı.[5] Cenazenin yakılmasından veya gömülmesinden sonra ise cenaze yemeği yenirdi.

Attika Tipi Dionysiak Lahit – Antalya Müzesi

  Roma’ya bağlı bütün topraklar düşünüldüğünde, içinde tek bir ölü gömme geleneğinin olmadığını, birden çok geleneğin bir arada yaşadığını görmek mümkündür. Eğer yalnızca Roma kentine odaklanırsak, Cumhuriyet Dönemi ve Erken İmparatorluk Döneminde ölüleri yakma geleneği (kremasyon) en yaygın alışkanlıktı. Erken dönemde en çok küller sade mahfazalarda muhafaza edilirken, Augustus Dönemi’nde zengin kimseler mermer urnalar kullanmaya başlamıştı. Bununla beraber nadir olarak cenazenin yakılmadan gömülmesi de lahde ihtiyacın ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Bu ilk lahitler oldukça sade ve az süslü haldedirler. M.S. 2. yüzyıl başlarında ise sebebi bilinmemekle beraber, adetler değişmiş, ölülerin yakılmak yerine, gömülmesi tercih edilmeye başlanmıştır. Böylelikle lahit üretimi hızla artmış, urna ve kline’li anıtlar düşüşe geçmiştir.[6] Büyük Constantinus dönemine (M.S. 306-337) gelindiğinde ise, Hristiyanlığa izin çıkmasıyla birlikte (M.S. 312-313), pagan konular işleyen lahit sayısı hızla azalmıştır. Bununla birlikte Hıristiyanlık lahitleri M.S. 5. yüzyıla kadar süregelmiştir.[7]

Yazar: Çağatay Çeliktaş


Dipnotlar

[1] Tolga Tek, ‘Antik Literatür ve Yazıtlardan Örneklerle Roma Dünyasında Ölüm’, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Anadolu Sanat Dergisi, 2002, s. 121- 122.

[2] Tuba Konuk, Antik Yunan Ve Roma’da Din, Mitos Ve Çocuk Görünümlü Tanrılar, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2008, s. 31-34.

[3] Nur Ayse Baykan, Kayseri İli Tomarza İlçe’sindeki Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010, s. 29.

[4] Aynur Civelek, ‘‘Roma Cenaze Törenleri Ve Gömme Gelenekleri’’, Arkeoloji Ve Sanat, 2007, s.72.

[5] Nur Ayse BAYKAN, Kayseri İli Tomarza İlçe’sindeki Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri, Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010, s. 30.

[6] Guntram Koch, Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri, (Çev. Z. Zühre İlkgelen), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2001, s. 88-89.

[7] Guntram Koch, A.g.e., s. 88-89.


Kaynakça

TEK, Tolga (2002), ‘Antik Literatür ve Yazıtlardan Örneklerle Roma Dünyasında Ölüm’, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Anadolu Sanat Dergisi, 121-148

KONUK, Tuba (2008), Antik Yunan Ve Roma’da Din, Mitos Ve Çocuk Görünümlü Tanrılar, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara

BAYKAN, Nur Ayşe (2010) Kayseri İli Tomarza İlçe’sindeki Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri, Yüksek Lisans Tezi, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri

CİVELEK, Aynur (2007), “Roma Cenaze Törenleri Ve Gömme Gelenekleri”, Arkeoloji Ve Sanat Dergisi,124:71-80.

KOCH, Guntram (2001), Roma İmparatorluk Dönemi Lahitleri, Çev. Zühre İlkgelen, Arkeoloji Ve Sanat Yayınları, İstanbul

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?