Devrimler ve İdeolojiler

Avrupa’nın Büyük Komutanı: Napolyon Bonapart

15. ve 19. yüzyıllar arasındaki dört yüzyıl Avrupa tarihi için tam anlamıyla bir dönüm noktası olmuştur. Bu süreç Rönesans ve coğrafi keşifler ile başlamış, devrimler çağına kadar gelmiştir. Devrimler Avrupası’na geldiğimizde ise denizlerde Büyük Britanya, karada ise Fransa ve Rusya’nın üstünlüğü vardır. Fransız monarşisi Kral XIV. Louis’in döneminde sağlam temeller üzerine oturmaya başlamıştı ve Kardinal […]

Louis-Philippe’ten Paris Komünü’ne Fransız Devrimleri (1830-1871)

Giriş Büyük Fransız Devrimi ve akabinde gerçekleşen tüm devrimler dünya tarihini kuşku bırakmayacak şekilde derinden etkilemiştir. Öyle ki, Yeni ve Orta Çağların başlangıcı olarak kabul edilen hadiseler üzerinde genel olarak fikir birliği bulunamazken, Yakın Çağ’ın başlangıcı konusunda her tarihçi 1789 yılında mutabıktır. Fakat, gerçekleşen tek devrim 1789 Fransız Büyük Devrimi değildi. Hatta 1789 devriminin çoğu […]

Kentten Kırsal’a Devrim: Marx’ın Diyalektiği ve Troçki’nin Sürekli Devrim Teorisi

Giriş Genellikle Rus Devrimi’ni incelerken hep siyasi yanını inceleriz. Fakat konu Komünizm olunca meselenin teorik yanını incelememek, yaptığımız okumaları daima eksik ve sakat bırakacaktır. Teoriye girdiğimizde ise karşımıza paradoks gibi gözüken popüler bir mesele çıkıyor: Rus Devrimi. Denir ki; Marx, devrimin İngiltere gibi ileri-kapitalist ülkelerde başlayacağını söylemiştir. Ama devrim Rusya’da olmuştur, dolayısıyla Marx’ın teorisi çok […]

Nutuk Üzerine: Tarih Yazan Tarih Yapana Sadık Kaldı mı?

Nutuk, hayatımızın herhangi bir yerinde bize temas etmiş, bazen okullarda okutulması çok elzem olarak aktarılan, bazen “baş ucu kitabı” olarak nitelendirilen bir metin. Peki Nutuk bize ne anlatır? Anlattıkları her zaman doğru mudur? Gerçekten baş ucu kitabımız olmalı mıdır? Türk Kurtuluş Savaşını ve daha sonrasını ilk ağızdan anlatan bu metin, erken Cumhuriyet Tarihi için en […]

Türk İnkılabı’nın Yorumu

1. Türk İnkılabı’nın amacı Türk İnkılabı diğer bütün ihtilaller ve inkılaplar gibi ihtiyaç ve zaruret durumundan, bir amaç doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Bu zaruretin müsebbibi olan Osmanlı Devleti fiilen ve siyasi olarak yaşamasına rağmen yaşadığı sorunlar yumağı gün geçtikçe büyümekte, “Hasta Adam” söylemi haklılık kazanmaktaydı. Uygarlık yarışında çoktan geri kalmış olan devlet, kendini devam ettirme gücünden […]