İslamiyet Sonrası Türk Tarihi

Osmanlı’nın Kuruluş Döneminde Gaza ve Cihat

Osmanlının kuruluş döneminde gaza ve cihat anlayışıyla Bizans’a doğru yapılan seferlere hepimiz az çok aşinayız. Halil İnalcık şöyle der; İlhanlı Moğol hanlığı Suriye’yi istila girişimlerinde bulunuyor, Papalık ve Bizans ile diplomatik ilişkilere giriyordu. İşte bu durum karşısında İslam dünyasında kutsal savaş, gaza bir ölüm kalım sorunu olarak ortaya çıktı. Osmanlı Kuruluş dönemindeki fetih politikaları ile […]

16.Yüzyıl Şair Tezkireleri

Özet Şairlerin hayat hikâyelerinden söz edip, eserlerinden örnekler verme şeklinde gelişen “şuarâ tezkireciliği”, ilk olarak İslam tarihçiliğinde Hz. Peygamberin hayat ve faaliyetlerinin incelenmesi ile başlamıştır. 12. yüzyıl sonlarına kadar Arapça olarak devam eden bu gelenek, müteakip yüzyıldan itibaren yerini Farsça örneklere bırakmaya başlamıştır. Farsça’da türün ilk örneğini Lübâbü’l-elbâb (y.1221) adlı eseriyle, Muhammed el-Avfî verdi. Avfî’den […]

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Tezkire yazarlarının ittifakı ile asıl adı Muhammed olup lakabı Celâleddîn’dir. “Mevlânâ” unvanıyla anılması;  Şeyh Sadreddin Konevî’nin, bir gün sohbetleri esnasında Mevlânâ” diye hitap etmesi üzerine başlamıştır. “Mevlânâ” sözcük anlamı itibariyle “efendimiz” demektir. Mevlânâ’nın “Rumi” diye şöhret kazanması da doğum yeri olan Afganistan sınırları içinde olan Belh şehrinden ayrıldıktan sonra uzun süren bir seyahatin ardından, Konya’ya […]

Reis’ül-küttap Makamı

Re’isü’l-küttap; Divan-ı Hümayun’da yazı işleriyle uğraşan kalemlerin ve katiplerin başkanıydı.[1] Reisülküttaplar “erkan-ı devlet”ten değil “rical-i devlet”ten sayılıyorlardı.[2] Katiplik ve dışişleriyle ilgili islerini bu kalemler vasıtası ile yürütmekteydi. Devlete ait işleri çok iyi bildiğinden kendisine büyük önem verilirdi. Re’isü’l-küttap’ın yönetiminde dört kalem bulunmaktaydı. Bu kalemlerden üçü Divan-ı Hümayun Kalemleri olarak tanınan, şefleri Re’isü’l-küttab olmakla beraber Beylikçi’ye […]