Kadının Mezopotamya ve Antik Yunan’daki Siyasal, Hukuksal ve Toplumsal Hayatına Kısa Bir Bakış

Yazar: Çağatay Çeliktaş

Aralık 3rd, 2020
M.Ö. 8-6. Yüzyıl, Louvre müzesi

Tüm Yakın Doğu’da olduğu gibi Mezopotamya’da da bir Ataerkil sosyal yapı söz konusuydu. Ele aldığımız Antik Yunan için, Atina düşünüldüğünde de, Ataerkil yapı zaten ya hep vardı ya da Anaerkil yapı özellikle iş gücü ve tarımın öne çıkmasıyla Ataerkil bir yapıya dönüşmüştü.

Bölgeler ve dönemler birlikte düşünüldüğünde, elbette kadının toplum içerisindeki yerinin bazı hakları dışında asla bir erkek kadar güçlü ve güvenceli durumda olmadığını görüyoruz.

Gelin bu sosyal hayata biraz daha yakından bakalım.

İlk önce kadının Mezopotamya ve Atina’daki siyasal haklarını ele alırsak, Atina’daki görece ‘demokrasi’ sisteminin içerisinde veya Mezopotamya’da yaşayan kadınların herhangi bir yönetici olma hakkı veya iktidar olacak olanı seçme hakkının olmadığını açık ve net bir şekilde görürüz. Kadının her iki uygarlıkta da asli görevi evinde, ev işleriyle ve çocuk bakımıyla meşgul olması, kocasını hoşnut etmesi, dindar ve namuslu bir şekilde, gelenekleri gözeterek yaşamasıdır. Dolayısıyla dönemler için kadının doğrudan bir siyasi hakkı bulunmamaktadır.

Sebastien Norblin, 1825, Paris

Yazılı kaynaklarda bu çatışmanın izlerini ararsak, Sophokles’in Antigone adlı tragedyasında bu konunun izlerini görebiliriz. Oyuna ilk bakıldığında, bir devlet (Kreon)- kadın (Antigone) çatışması görülebilir fakat aslında burada Antigone’nin başkaldırısı siyasetten çok, gelenek ve görenekleredir. Kaldı ki bunu da politikleşmeden, yine sırtını başka geleneklere yaslayarak yapar. Ne var ki bu durum bile toplumda sık görülen bir davranış değildir.

Yine tragedyalar düşünüldüğünde ilginç kadın karakterler yazmasıyla ünlenmiş ve kendi döneminde bu konu sebebiyle alaya alınmış olan Euripides’in Bakkhalar adlı oyununda da kadınlar, kendilerini müridi yapan Dionysos ’un etkisiyle evlerinden çıkıp, dağlara, ormanlara kaçar. Bir noktada toplumsal kadın rollerinden de böylelikle terk ederler. Oyun bize bir noktada bunun ancak insanlıklarından çıktıklarında mümkün olabileceğini gösterir. Nitekim oyun içerisinde bakkhalar insan üstü canlılara dönüşmüşlerdir. Ve devlet (Penteus) böyle bir davranış şeklini asla kabul etmez, bunu yeni bir din sebebiyle yapmış olsalar bile, ahlaksızlık ve izansızlık olarak niteler.

Ele aldığımız bu oyunlarda, yöneticiler tarafından verilen bu tepkilere bakıldığında siyasetin kadını nasıl gördüğünü veya görmediğini biraz daha iyi anlayabiliriz.

Kadının hukuksal hakları ise çeyizleri üzerindeki haklarıyla sınırlı kalmıştır. Her iki bölge de genel olarak düşünüldüğünde kadının hakları ancak evlilik ve özellikle erkek çocuk doğurma ile güvence altına alınabilmiştir.  Hukuk, kadını kocasına bağlılıkla sorumlu tutmuş ve bunun tersi bir örneği asla kabul etmemiş cezasını ise ölüm olarak vermiştir. Bunun yanında belli koşullar altında boşanma hakları olsa da; kadın için bu durum, erkeğin ulaşabildiği kadar rahat bir noktada olmamıştır.

Kadının toplumsal hakları ise toplumun kadına dayattığı rollere bağlı kalmıştır. Örneğin kadınların saygınlık kazanabileceği en yüksek mertebeyi her iki uygarlıkta da dini yapılanmalar sağlamıştır. Kadınlar her iki coğrafyada da önemli sıfatları, bağlı oldukları dinin rahibeleri olarak alabilmişlerdir. Toplumun biçtiği rahibelik, annelik ve eş pozisyonları dışında çok da bir alternatifleri olmamıştır.

Bunlarla birlikte kadını toplumsal rollerle sınırlayan toplum, erkeği bu konuda tamamen özgür bırakmamıştır. Toplumsal roller erkeğin de toplum içerisindeki pozisyonlarını belirleyip, sınırlamıştır. Fakat bir karşılaştırma yapıldığında kadınların aldıkları payın çok daha az olduğu elbette net bir şekilde görülmektedir. Bu fark elbette geçmişte çok daha derin ve çok daha radikal olmuştur. Günümüzde ise daha yumuşak ve daha az hissedilir bir hal almıştır. Fakat ortadan yok olmamıştır.

Kaynak:

BAYRAM, Sebahattin- KUZUOĞLU, Remzi (2013), “Kültepe Metinlerinde Evlilik”, Aktüel Arkeoloji Dergisi, 35: 68-71

Kozbe, Gülriz (2013), “Mezopotamya’da Kadın Olmak”, Aktüel Arkeoloji Dergisi, 32: 50-57

ÖZKAN, Elif Burcu (2017), “Yasalar Ve Gelenekler Işığında Arkaik Ve Klasik Dönem Yunan Ve Cumhuriyet Dönemi Romalı Kadınların Aile Hayatı”, İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Dergisi, II: 1-25

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?