İkinci Dünya Savaşı’nda Pasifik Cephesi ve ABD’nin Savaşa Dahil Olması

Yazar: Tunahan Akkoyun

Eylül 20th, 2019

Birinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren Versailles Antlaşması’nın imzalanmasının üzerinden çok zaman geçmeden; 1930’lu yıllarda önce Asya’da Japonya, sonra Benito Mussoli’nin yönetimi altındaki İtalya ve son olarak da yine Avrupa’da Adolf Hitler’in başa geçtiği Almanya; orduları aracılığıyla yani askeri güçlerini kullanarak sınırlarını genişletmek için stratejiler üretiyor ve stratejilerini hayata geçirmenin peşinde koşuyorlardı. Bu ülkeler çeşitli sebepler ile ürettikleri genişleme politikalarını uluslararası ilişkilerde eşine nadir rastlanacak bir dayatma ve acımasızlığa dayandırmanın yanı sıra bu politikalarını; yeni savaş doktrinleri, yeni silahlar ve daha büyük ordularla desteklediler.

Bazı tarihçilerin savına göre [1] II. Dünya Savaşı, 1931 yılı Eylül ayında Japonların; Çin’in eyaleti olan Mançurya’yı ilhak etmesiyle başladı. 1932 yılının Şubat ayına gelindiğinde Mançurya’nın, Mançukuo adıyla bağımsız bir devlet olduğu Japonya tarafından ilan edildi. Ama durum pek de öyle değildi çünkü Milletler Cemiyeti’nin soruşturmasına göre Mançukuo kendi egemenliği olmayan ve ekonomik olarak sömürülen bir kukla devletti. Binaenaleyh Japonya cemiyetten ayrıldı ve yıllık askeri bütçesinde artışa gitti.

Mançukuo’nun kuruluşu ile birlikte Japonya ve Çin arasındaki çatışmanın arttığı süreçte Avrupa’da 1935 yılı Ekim ayında İtalya, Habeşistan’ı ilhak etti. Milletler Cemiyeti’nin yaptırımlarına rağmen İtalya geri adım atmadı. Bundan cesaret alan Hitler de 1936 yılı Mart ayında Alman ordusunu, resmî adıyla Wehrmacht’ı, silahtan arındırılan Ren Bölgesi’ne gönderdi. 1918’te Versailles Antlaşmasıyla Ren Bölgesi askerden arındırılmıştı. Mançukuo ve Habeşistan’da olduğu gibi yine Milletler Cemiyeti’nin yaptırım ve protestoları oldukça yetersizdi. 1938’de de Almanya’nın attığı bir sonraki adım Avusturya’yı ilhak etmek olacak ve devamında sıra Çekoslovakya’ya gelecekti. Bu hadiseler vuku bulurken yine Japonya, 1937’de Çin’in başkenti Nanking’e girmiş ve Uzakdoğu’daki hegemonyasını sağlamıştır.

Yıl 1940’lara geldiğinde Japonya, Çin’deki güçlüklerin ve ekonomik sıkıntıların üstesinden gelmek için ne tür bir strateji benimsemeleri gerektiği konusunda kararsızdılar. Bölge ülkelerinin de Japonya’ya karşı ne önlem alacağı çok muğlaktı. Bazı Japon yöneticiler kuzeyde SSCB’ye taarruz etmeyi, diğerleri de yeraltı zenginlikleri için Avrupa’nın Güneydoğu Asya kolonilerine yönelmek istedi.

Japonya ile ABD ve Avrupa Kolonileri arasındaki gerilim aslında Çin’deki olaylar üzerine 1930’larda artmıştı. Ama 1940’larda Almanya’nın zaferi Hollanda ve Fransa kolonilerini tamamen savunmasız bırakmıştı. Ayrıca İngilizlerin de Asya’daki gücü zayıflamıştı. ABD’nin de silahlanması kısa vadede çok zordu.

1940 yılı Eylül ayında Japonya, birliklerini Kuzey Hindiçin’e nakletti. Binaenaleyh ABD, Japonya’ya demir ve çelik ihraç ürünlerine ambargo koydu. Birbirini takip eden olaylar, gerginlik ve misillemeler sonucunda 27 Eylül 1940’ta Japonya; Almanya ve İtalya ile Üçlü Pakt’ı imzaladı. Böylece ABD eğer Pasifik’teki savaşa müdahale edecekse kendini aynı zamanda Avrupa’daki savaşın da içinde bulacaktı.

Tripartite Paktı, 27 Eylül 1940’ta Almanya’nın başkenti Berlin’de Nazi Almanyası, Faşist İtalya ve Japon İmparatorluğu tarafından imzalanmıştır.

1941’de Japon hükümeti daha da güneye inmeye karar verdi. Yeni hedef Güney Hindiçin idi. Bu hadiseler vuku bulurken ABD baskıyı bir tık daha ileriye götürmeye karar verdi. Japonya’nın neredeyse bütün petrol tedarikini kestiler. Japonlar da git gide stratejik harp lojistiğinin ve stoklarının tükenmekte olduğunu gördüler.

ABD ve Japonya arasındaki müzakereler 1941 Kasım’ına kadar sürdü. Bu tarihe kadar süren ikili müzakerelerden sonuç alınamamıştı. Zaten Japon hükümeti, ABD ile anlaşacağına ihtimal vermiyordu [2] çünkü Çin’den çekilmeyecekleri konusunda son derece kararlıydılar. Japon hükümeti 29 Kasım 1941’de savaşa hazırlanmaya karar verdi.

3 Aralık 1941’de Japon büyükelçileri Berlin ve Roma’da Alman ve İtalyan lideriyle görüştüler. Japonya, Tripartite Paktı’nın ilgili maddesi gereğince, Japonya ve ABD arasında savaş çıkar çıkmaz İtalya ve Almanya’nın ABD’ye savaş ilan etmesini istedi. [3]

Pearl Harbor Baskını

Altı adet uçak gemisinden kalkan onlarca Japon uçağı 7 Aralık 1941’de sabahın erken saatlerinde Hawaii Adalarındaki Pearl Harbor üssünde bekleyen Birleşik Devletler Pasifik Filosu’na sürpriz bir taarruz gerçekleştirdi. Japon hava filosu, iki dalga halinde iki saat boyunca demirlemiş muharip gemilere ve muhtelif hava sahalarına hava taarruzu gerçekleştirdi. Bu saldırının sonucunda 2.403 Amerikalı öldü. Sekiz Amerikan zırhlısının 6’sı battı, diğerleri ağır hasar gördü. 188 Amerikan uçağı tahrip edildi. Japonlar 29 uçak, 5 cep denizaltısı ve 1 büyük denizaltı kaybetti. [4]

Pearl Harbor Baskını’nı temsil eden bir görsel.

Japonların Pearl Harbor Baskını pek çok İngiliz, Fransız, Hollanda kolonisinin ve ABD’nin stratejik adalarının [5] istilasına uğrayan bir sürecin başlangıcı oldu. Savaş ilanı beyan edilmeden gerçekleştirilen bu taarruz, ABD’yi boyun eğmeye mecbur bırakmaktan ziyade intikam için adeta tahrik etmiştir.

Amerikan denizci piyadeleri.


Pearl Harbor Baskınının ertesi günü yani 8 Aralık’ta ABD, Japonya’ya savaş ilan etti. İtalya da buna binaen ABD’ye savaş ilan ettiğini duyurdu. Almanya’nın ABD’ye aynı şekilde karşılığı 11 Aralık’ta gerçekleşti. Filhakika II. Dünya Savaşı daha da büyüyecek ve de uzayacak, Avrupa ve Afrika’daki kaosa çok büyük bir savaş alanı haline gelecek olan Pasifik de eklenecekti.

Dipnot:

[1] II. Dünya Savaşı, Donald Sommerville, s. 18.

[2] a.g.e., s. 73.

[3] Savaş Günlükleri 1939-1943, Kont Galeazzo Ciano, s. 460.

[4] II. Dünya Savaşı, Donald Sommerville, s. 74.

[5] bkz. Guam Adası.

Kaynakça:

II. Dünya Savaşı, Donald Sommerville, İş Bankası Kültür Yayınları.

Savaş Günlükleri 1939-1943, Kont Galeazzo Ciano, Kronik Yayınları, İstanbul, 3. baskı, çeviri: Selçuk Uygur.



Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?