Türk İnkılabı’nın Yorumu

 1. Türk İnkılabı’nın amacı

Türk İnkılabı diğer bütün ihtilaller ve inkılaplar gibi ihtiyaç ve zaruret durumundan, bir amaç doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Bu zaruretin müsebbibi olan Osmanlı Devleti fiilen ve siyasi olarak yaşamasına rağmen yaşadığı sorunlar yumağı gün geçtikçe büyümekte, “Hasta Adam” söylemi haklılık kazanmaktaydı. Uygarlık yarışında çoktan geri kalmış olan devlet, kendini devam ettirme gücünden de yoksundu. Ekonomik ve sosyal anlamda bir durağanlığın içindeydi. Mustafa Kemal bir ihtilalin ortaya çıkması için başlıca üç sebep gördüğünü daha sonraları şöyle söyleyecekti; Özgürlükten yoksunluk, ekonomik yapı ve yönetimsizlik.[1] . Osmanlı devletinin son yıllarında ise bu sorunların hepsi görülüyordu.

İşte Türk İnkılabı’nın bir yönü bu sorunları ortadan kaldırmak, diğer bir yönü ise uygarlık yarışında geride kalmış olan milleti hak ettiği yere muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak” yani çağdaşlaşmaktır. Tarık Zafer Tunaya’nın tanımıyla “Türkleri maddi ve manevi sefaletten, aşağılık duygusundan, tembelliğin ve anlamsız bir tutuculuğun vesayetinden kurtarma savaşı Türk Devrimini tanımlar.”[2]

 

1.1   Halk Hükümeti, Kalkınmak ve Çağdaşlaşmak

Özgürlükten yoksunluk, ekonomik yapı ve yönetimsizlik şeklinde belirtilen sorunlar, temelde çağdaşlaşma ile çözülebilen sorunlardır. Çünkü çağdaşlaşma aynı zamanda demokratik olarak kendi yönetiminde söz sahibi, siyasal ve ekonomik olarak başka devletlere bağımlı ve sömürge olmayan, kalkınmış toplum demektir.

Türk İnkılabı çağdaşlaşmayı esas alarak onun gerekliliklerini yerine getirmeye çalışmıştır. Çağdaşlaşma ekonomik, siyasal, psikolojik, toplumsal, bilimsel ve teknolojik anlamda değişim ve gelişimi gerektirir.Fakat bu gelişimler birbirinden çok ayrı olgular değildir, iç içe ve birlikte güçlü olgulardır.[3] Bu nedenle toplum eğer tek bir yönde, örneğin sanayileşme/ekonomik yönde hareket ederse, güçlü bir ekonomiye sahip olabilir ancak çağdaş bir toplum olamaz. Çünkü çağdaşlaşma belirtilen olguların hepsinin birlikte gerçekleştirilmesiyle oluşur.

Türk İnkılabı, Türk toplumunu her yönden geliştirmeyi, dolayısıyla çağdaşlaştırmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün Memleketimizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de çağdaş, bu nedenle batılı bir hükümet kurmaktır. Uygarlığa girmek arzu edip de batıya yönelmemiş millet hangisidir?”[4] Sözlerinden anlayacağımız üzere çağdaşlaşmanın batıya yönelmek olduğunu düşünüyordu. Batıya yönelmenin ana unsurlarını ise batı gibi çağdaş toplumlar yaratarak fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller olarak görmüştür. Kendi aklını kullanabilen, fikirde de özgür, ümmet yerine ulus bilinci olan toplumları çağdaş toplumlar olarak nitelendirmiştir. Ekonomik ve siyasal olarak da batının sahip olduğu yapıları ve süreçleri elde etmek amacındadır.

Ancak tüm bu gelişmelerle ve değişimler ile birlikte sürekli vurgulanan olgu Türk İnkılabı’nın ve çağdaşlaşmasının,tamamen Türk milletine uygun ve özgün olduğu, Türk milletinin içerisinden çıktığıdır. Çünkü Türk İnkılabı batının emperyalizmine karşı vatan savunmasıyla ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal bir meclis konuşmasında “Biz memleket ve milletlimizin mevcudiyetini ve istiklâlini kurtarmak için karar verdiğimiz zaman kendi noktai nazarlarımıza tabi bulunuyorduk. Ve kendi kuvvetimize istinat ediyorduk. Hiç bir kimseden ders almadık, hiç kimsenin muğfil mevaidine aldanarak işe girişmedik.”[5] Diyerek inkılabın kendine özgü olduğunu vurgulamıştır. Emperyalizme karşı savaş veren ve Türk Kurtuluş Savaşını gerçekleştiren kadrolar, Batı gibi gelişmek için Batı’nın siyasal ve ekonomik sömürüsünden kurtulmak gerektiğinin bilincindeydiler. [6]

Kısaca Türk İnkılabı, yabancı ideolojiler, İslamcı görüşler ışığında çağdaşlaşmayı değil.Kendine has ve uygun bir modernleşme ile Türk Toplumunun ulus bilincini kazanmasını, özgürlüğünü, refahını, mutluluğu ve kendi iradesine sahip olmasını amaçlamıştır. Bu amaç mesut, muvaffak, muzaffer ve müreffeh bir Türkiye amacıdır.

 

2. Kullanılan Yöntem

Devrimin başarılı olması için en önemli kriter, bölgeye ve toplum yapısına uygun olması ve devrim gerçekleştirilirken uygulanan stratejidir.[7]

Yöntemin ana hususundan bir tanesi, eski yapıyı çeşitli reformlar ile bir nevi tamir ederek bir yola devam etmek mi? Yoksa bağımsız, demokratik yeni bir devlet kurmak mı? Şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk ve Türk İnkılabı ikinci yolu seçmiştir. Bu seçim Kurtuluş Savaşı kadrolarıyla ayrışmanın da ilk sebeplerinden biri olmuştur. Çünkü Atatürk’e göre bu seçim tek kurtuluş yoluydu. Yapılamazsa Sevr Antlaşmasının hükümlerine mahkûm olunacağı kanaatinde idi. O halde tek çıkar yol halk egemenliği ve milletin kendisini “kendi azim ve kararı ile kurtarması” idi.[8]

Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimlerde, uyguladığı strateji evrelerini şu şekilde sıralıyor;

a) Düşünsel hazırlık,
b) Uygun zamanı seçmek ve gerekiyorsa zamana yaymak,
c) Çevreyi ve olabildiğince toplumu hazırlamak,
ç) Kısa sürede sonuç almak ve bunun için eskiyi tümüyle kaldırmak,
d) Uygulamayı yakından izlemek, ayrıcalık tanımamak, gerekenlere yetki ile birlikte sorumluluk vermek[9]

Atatürk’ün hayatının her yerinde olduğu gibi devrimlerde de hayalperestlikten uzak ancak ısrarcı, oldukça rasyonel, pozitivist ve pragmatik bir tutumla hareket ettiğini görebiliyoruz.

 

2.1 Devrimci Yaklaşım

Atatürk’e göre İnkılap mevcut müesseseleri zorla değiştirmek demektir. Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmaktır.[10] Bu durum evrimci değil devrimci bir yaklaşım olduğunu göstermiştir. Karlsbad’da anı defterine yazdığı gibi de bu yapacağı dönüşümleri bir hamlede gerçekleştirmek kararındaydı.[11]

Türkiye’yi, derece derece mi ilerletmeli, ani olarak mı? İki sistem var, biri malûm büyük Fransız İhtilali’ndeki tarz; rejimler değişecek, ihtilâllere karşı mukabil ihtilâller yapılacak. Sağ solu tepeler, sol sağı süpürürken bir de bakılacak ki bir buçuk asırlık zaman geçmiş… Bu milletin damarlarında o kadar bol kan ve önünde o kadar geniş zaman var mı?”[12]Atatürk’ün bu sözünden anlaşılacağı üzere hızlı ve devrimci bir hareketi mecburi görmesinin sebebi, yeni kurulan devletin kalkınmak, çağdaşlaşmak için uzun bir zamanı olmadığı ve başka imkan olmadığı düşüncesidir

Atatürk’ün 1935 yılında CHP Büyük Kurultayında yaptığı konuşmada Türk İnkılabı’nın yöntemi ve süreci hakkında şunları söylemiştir “Uçurum kenarında yıkık bir ülke… türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… yıllarca süren savaş… ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet (sürekli alkışlar) ve bunları başarmak için arasız, devrimler… işte Türk genel devriminin bir kısa diyemi…”[13] Bu sözde dikkat çeken kısım ise Türk İnkılabı’nın karakterini belirten “arasız devrimler” ve “yeni vatan..” kısmıdır. Türk İnkılabı, devrimleri çok hızlı gerçekleştirmiş, evrimci bir tutum yerine devrimci bir tutum içerisinde olmuştur. Hatta bazı devrimler de yapılan işlerin açıklamaları bile devrim yapıldıktan sonraya bırakılmıştır.

 

2.2 Jakoben Tavır

Mustafa Kemal Atatürk bu süreçler içerisinde, bazen gayet otoriter bazen ise ılımlı ve ikna edici tutum sergilemiştir. Bu durum aynı zamanda sorumluluğu ve yetkiyi üzerine almayı da gerektirmiştir. Gerektiğinde sorumluluğu üzerine alarak otoriter bir tavır sergilemiştir.

Gazi Paşa’nın saltanatın kaldırılmasına muhalif olanlara “Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir” söylemi bir anlamda ikna edici, bir anlamda da otoriter bir tutum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cumhuriyet’in ilanı, daha önce belirttiğim Şerafettin Turan’ın Atatürk’ün devrim stratejisi ve sürecini açıklamak için iyi bir örnek. 28 Ekim gecesi hazırlanan ve ertesi gün hemen kanunlaştırılan tekliften kurucu kadroların çoğunun haberi olmadığı ve birden gerçekleştiği görülmektedir. Ancak Abdurrahman Şeref Bey’in de dediği gibi bu doğan çocuğun adını koymaktır. Yani Atatürk Cumhuriyet’in ilanı için uygun zamanı beklemiş ve çevreyi de hazırlamaya çalışmıştır. Uygun zamanda ise otoriter bir tavırla hamleyi yapmıştır.

Atatürk, “Yüzde seksenine okuma yazma öğretilmemiş bir memlekette devrimler halk oylaması ile olmaz” Sözüyle jakoben tavra göndermek yapmakta, devrimlerin bu hızla, bu yoğunluk ve bu tavırla yapılmaması halinde kurtuluş ihtimalinin tehlikeye düşeceğini ve devrimlerin başarılı olamayacağını düşünmektedir. Türk İnkılabı halktan kaynaklanmayan,üstten programlanmış, liderin düşündüğü şekil ve sırayla uygulanmaya konan bir devrimdir.

Ancak buna rağmen Türk İnkılabı çok az şiddet kullanmıştır. İstiklal mahkemelerinde bile cezaların ekseriyetle çoğunluğu isyanlar ve İstiklal Harbini sürdürebilmek için verilen cezalardır. Devrim karşıtlığı için çok fazla ceza yoktur.[14] Keza aynı şekilde hanedana da diğer yapılan devrimlere göre ölçülü ve yumuşak davranılmıştır.

Andrew Mango bu durumu “Mustafa Kemal mümkünse ikna ederek, değilse zor kullanarak bir kültür devrimi gerçekleştirmeye kararlıydı.”[15] şeklinde açıklamıştır.

 

2.3 Donup Kalmamak

Türk İnkılabı’nın bir diğer hususu ise çağın gereklilerini takip etmeyi gerektiren ve bu gereklilere göre hareket etmeyi amaçlamasıdır. Körü körüne sabit bir ideolojiye bağlı kalmamayı, aklın ve bilimin ışığında hareket etmeyi gerektirmektedir. Çünkü “En hakiki mürşit ilimdir, fendir.”

Bir doktrinin çizdiği sınırlar içerisinde kalmak hem değişime hem de gelişime engel olacaktır. Dolayısıyla inkılabın amaçladığı çağdaşlaşmanın da önüne çıkacaktır. Atatürk, Yakup Kadri’nin “Paşam, bu partinin doktrini yok” sözüne karşı “Doktrine gidersek hareketi dondururuz.” cevabını vermiştir. Buradan anlıyoruz ki Atatürk, önceden belirlenmiş, içerisinde hareket kabiliyeti olmayan doktrinleri, şartlara ve akla dayanan dinamik müdahalelere bir engel, bir donmuşluk sayıyordu.[16]

Bu yüzden bu hareket dönemin İtalya, Almanya veya Sovyet Rusya’sı gibi bir doktrin etrafına toplanmış yönetim ve ideolojilerinden farklı olarak, kendine özgün, kendini sürekli güncelleyen ve dönemin şartlarına tavır alan bir yaklaşımdır. Aklın ve bilimin çizdiği yolda gitmek amacındadır.

 

3. Türk İnkılabı’nın Temelleri ve İnkılabı Oluşturan Düşünceler

İnkılabın asıl amacının modernleşmek/çağdaşlaşmak olduğu görülmüştür. Ancak bu modernleşme hadisesi, sadece Mustafa Kemal ve o jenerasyonun hayali değildir. Bir şeylerin ters gittiğini fark eden padişahlar, yönetici kadrolar, Türk aydınları çağdaşlaşmanın artık zaruri olduğunu düşünmüşler ve bu konuda çalışma yapmışlardır. Osmanlı Devleti’nde çağdaşlaşma/çağa ayak uydurma ve yenilik çalışmaları yapılmıştır. Tanzimat, Meşrutiyet gibi değişimler Osmanlı’da görülmüş ve denenmiştir.

AncakMustafa Kemal önderliğinde, Kurtuluş Savaşıyla başlayan hareketi hepsinden ayrı tutmak gerekir. Çünkü bir işgal karşısında vatan savunmasıyla başlayan hareket, halk egemenliğini getirmiş ve halk için gelişmiştir. Hiç şüphesiz ki Mustafa Kemal büyüdüğü yer, okullar, okuduğu kitaplar, önemli düşünürler ve olaylardan etkilenmiştir. Bu ilhamlar Türk İnkılabı’nın da temeli oluşturmuş ve bu düşünceler üzerinden harekete geçilmiştir.

 

3.1 Bir Örnek Yol Olarak; Fransız İhtilali

Türk İnkılabı’nın en önemli kazanımı halk hükümetidir. Ali Fuat Cebesoy’a göre daha Harp Okulu yıllarında ve daha sonra Şam’da Mustafa Kemal cumhuriyet fikrine sahipti. Cumhuriyet fikrinin oluşmasında da Fransız Devrimi’nin aydınları ve düşünce hareketlerinin payı büyüktür. Jean-Jacques Rousseau, Montesquieu gibi düşünürleri okumuş ve bazı fikrilerini eleştirmiş bazılarını da önemli olarak görmüştür. Fransız İhtilalini ise bağımsızlık isteyen bütün ulusların adeta ortak bir değeri olarak görmüştür.

Atatürk, Türk İnkılabı ve Fransız İhtilali arasında bağlantı hakkında Le Matin gazetesine verdiği röportajdaTürk Demokrasisi, Fransız ihtilalinin açtığı yolu izlemiş, fakat kendine özgü belirgin nitelikte gelişmiştir.” demiştir. Burada yine Türk İnkılabı’nın kendine özgü olduğunu vurgulamakla birlikte Fransız İhtilaliyle aradaki bağa dikkat çekmiştir. Fransız İhtilalini bağımsızlık isteyen tüm ulusların ortak bir değeri gördüğü gibi Emperyalizmi yenen ilk hareket olan Türk İnkılabını da Emperyalizme uğramış, mazlum halkların, bağımsızlık savaşı vermeleri için bir örnek sayıyordu. Böylece Türk İnkılabını da Fransız daha az önemsiz saymıyordu.

 

3.2 Pozitivizm, Rasyonalizm ve Çağdaş Düşünme

Asıl amacın çağdaşlaşma olduğu çok kez dile getirilmiştir. Çağdaşlaşma içinde en önemli kriter Çağdaş ve Özgür düşüncedir. Türk İnkılabı kişinin hüviyet ve siyasi olarak özgür olmasının yanında fikir olarak da özgür olmasını istemiştir. Amaç bireyi özgürleştirmek ve hür akılla düşünmesini sağlamaktır.

Toplum hayatında pozitif bilimin gereğince hareket edilmesi düşünülmüştür. İnkılabın temellerinden olan Laikliğin uygulanmasında da pozitivizm ve rasyonalizm önemli bir yer tutmuştur. Laiklik ile toplum hayatında hurafeleri, çağdaş olmayan düşünceleri ve bu düşünce ile rant sağlayan bir nevi ruhban sınıfortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Tarikat lideri, şeyh gibi din unsurlarının bir rehber olamayacağı, hayatta en hakiki rehberin bilim olacağı, bilim dışında bir rehber aramanın gaflet olacağı savunulmuştur.

Atatürk yapılan inkılapların yerleşmesi, korunması için gerekli güvenceyi yeni kuşaklara verilecek eğitimde görmüş ve bu eğitimin temeli olarak özgür düşünce, vicdan özgürlüğü ve bilim özgürlüğü olarak görmüştür.[17]

Mustafa Kemal ve Türk İnkılabı hayalperestlikten uzak, pozitivist ve rasyonel bir tutum içerisinde,bilim ve teknolojik gelişmeye uygun hareket etmiştir.Toplum özgürlüğünün ancak birey özgürlüğü ile sağlanacağına inanan Atatürk, Türk bireyini dolayısıyla Türk toplumunu anlamsız bir hurafe ve ruhban baskısından, kimlik ve fikir olarak sömürge unsuru ve tebaa olmaktan, ekonomik ve teknolojik imkansızlıklardan ve kendi ulus bilincine sahip olmayarak yaşamaktan, pozitif bilimler ışığında olan bir çağdaşlaşma hareketi ile kurtarmayı başarmıştır.

– Ufuk Er

Dipnotlar: 

[1] Şerafettin Turan, Atatürk’ün düşünce yapısını etkileyen olaylar, düşünürler, kitaplar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 6. Baskı, Ankara, 2016, s.11

[2] Tarık Zafer Tunaya, Devrim Hareketleri İçinde Atatürk ve Atatürkçülük, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2007, s. 9

[3] Suna Kili, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, İş Bankası Kültür Yayınları, 11. Baskı, İstanbul, 2008, s. 96

[4] Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2017, s. 232

[5]T.B.M.M Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 12, 14. 8. 1920, s. 210

[6] Emre Kongar, Devrim Tarihi ve Toplum Bilim Açısından Atatürk, Remzi Kitapevi, 11. Baskı, İstanbul, 2008, s. 295

[7] Kili, a.g.e., s. 132

[8] Tunaya, a.g.e., s.8

[9] Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk Kendine Özgü Bir Yaşam ve Kişilik, Bilgi Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 2008, s. 470

[10] Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, İş Bankası Kültür Yayınları, 17. Baskı, İstanbul, 2017, s. 354

[11] Turan, a.g.e., s. 470

[12] Kocatürk, a.g.e., s. 241

[13]Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006, s. 397

[14] Suat İlhan, Evrimleşen Türk Devrimi, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2008, s. 144

[15] Andrew Mango, Atatürk Modern Türkiye’nin Kurucusu, Çev. Füsun Doruker, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2017, s. 433

[16] Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, 3. Cilt, 5. Baskı, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1975, s. 530

[17] İsmet Giritli, Bir Ulusal Modernleşme İdeolojisi Olarak ATATÜRKÇÜLÜK, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2004, s. 58

 

Kaynakça:

Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2006

AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam, 3. Cilt, 5. Baskı, Remzi Kitapevi, İstanbul, 1975

GİRİTLİ, İsmet, Bir Ulusal Modernleşme İdeolojisi Olarak ATATÜRKÇÜLÜK, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2004

İLHAN, Suat, Evrimleşen Türk Devrimi, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara,2008

İNAN, Afet, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, İş Bankası Kültür Yayınları, 17. Baskı, İstanbul, 2017

KİLİ, Suna, Atatürk Devrimi Bir Çağdaşlaşma Modeli, İş Bankası Kültür Yayınları, 11. Baskı, İstanbul, 2008

KOCATÜRK, Utkan,Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2017

KONGAR, Emre, Devrim Tarihi ve Toplum Bilim Açısından Atatürk, Remzi Kitapevi, 11. Baskı, İstanbul, 2008

MANGO, Andrew, Atatürk Modern Türkiye’nin Kurucusu, Çev. Füsun Doruker, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2017

TUNAYA, Tarık Zafer,Devrim Hareketleri İçinde Atatürk ve Atatürkçülük, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2007

TURAN, Şerafettin, Atatürk’ün düşünce yapısını etkileyen olaylar, düşünürler, kitaplar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 6. Baskı, Ankara, 2016

TURAN, Şerafettin, Mustafa Kemal Atatürk Kendine Özgü Bir Yaşam ve Kişilik, Bilgi Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 12, 14.8.1920

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?