Sultan Abdülaziz ve II.Abdülhamid’in Tahttan İndirilmesine Dair Yaklaşımlar

Devlet-i Aliyye’nin çöküş dönemindeki son kudretli padişahlar Sultan Abdülaziz ve II.Abdülhamid’dir. Bu dönemde, Devlet-i Aliyye eski gücünü ve haşmetini kaybetmiş hatta Rus Çarı I.Nikola tarafından Osmanlı’ya ‘’Hasta Adam’’ denilmişti. Avrupa da bunu propaganda malzemesi yapmaktan geri kalmadı ki Osmanlı Devleti çöküş döneminden yıkılışına kadar bu propagandaya maruz kalmıştır. Tanzimat Fermanı’ndan bu yana başta Birleşik Krallık olmak üzere bazı Avrupalı devletler iç işlerimize karışmaya başlamıştı. Sultan Abdülaziz ve II.Abdülhamid’in tahtan indirilmesinde de bu devletlerin parmağı olacağı düşünülüyor. Zira Abdülaziz Han ve II.Abdülhamid Han’ın politikasından çıkar sağlayamayan bu devletler haliyle tahtta kalmasını istememiştir. Devletin çöküşü, Sultan II.Abdülhamid Han’ın dirayetli politikasıyla bir müddet geciktirilse de, engellenemeyecekti…

Tarihin unutmayacağı, ibret numunesi olan vahim olayların en başında da bu iki sultanın tahtından indirilmesi gelir. Tarih bir erken uyarı sistemidir. Bir kılavuzdur. Bu çalışmanın amacı da kayıp tarihimize ışık tutmak ve olabildiğince gerçeklere erişebilmektir. Zira tarihimizde cereyan eden vahim hadiselerden ibret almazsak, geleceğimiz karanlık olur.

Tanzimat döneminin ikinci padişahı Abdülaziz Han da darbeyle tahttan indirilmişti. Abdülaziz Han 1861’de tahta  çıktı. Devlet-i Aliyye, yeni hamleler ve politikalar ile eski gücüne kavuşmayı amaçlıyordu. Sultan Abdülaziz’in ağabeyi Abdülmecid Han, 1839’da Tanzimat Fermanı’nı ilan etmiş ve başlayan dış borçlanma da devletin ekonomisi için büyük sorun teşkil etmeye başlamıştı. Osmanlı Tebaası, Abdülaziz Han’dan yeni şeyler ve atılımlar istiyordu. Sultan Abdülaziz, Avrupa’daki yenilikleri takip etmek ve ülkesinde yenilikler yapmak için büyük bir Avrupa gezisi dahi düzenlemişti. Devlet-i Aliyye’nin eski deniz gücüne ulaşması için yelkenli gemiler yerine buharlı ve zırhlı savaş gemileri almaya başladı ve Birleşik Krallık’tan sonra en büyük ikinci deniz gücü olduk.

Sultan Abdülaziz, icraatlerini yaparken Ali ve Fuad Paşa’dan yardım ve destek alıyordu. Fakat başarılı olunamayan bir mesele vardı: ülkenin dış borçları. 1868’de Fuad Paşa’nın, 1871’de Ali Paşa’nın ölümünden sonra Abdülaziz Han, güçlü bir destekten mahrum kalmıştı çünkü yerlerine gelen Mahmut Nedim Paşa bu meselelerde haleflerinin yerini dolduracak vasıfta değildi.

1871’den sonra devlet adamları arasında Sultan’a muhalefet artmış gibi gözüküyordu. Serasker Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mütercim Rüştü Paşa ve Hayrullah Efendi’den oluşan dörtlü Sultan’a karşı ittifak halinde idi. Serasker, Sultan’a karşı intikam hırsı ile doluydu. Isparta’ya sürülmesinin intikamını almak istiyordu. Sultan Abdülaziz’e bağlı komutanları İstanbul’dan uzaklaştırdı ve 30 Mayıs 1876’da Abdülaziz’in bulunduğu Dolmabahçe Sarayı’nı karadan ve denizden kuşattı.

Sultan ve ailesi Topkapı Sarayı’na gönderilip orada yaşamaya zorlandı. Ardından Abdülaziz, tahta yeni çıkan V. Murad’a mektup yazarak Topkapı Sarayı’ndan başka bir yere naklini istedi. 2 Haziran 1876’da Abdülaziz, Ortaköy’deki Feriye Sarayı’na nakledildi.

4 Haziran Pazar sabahı Abdülaziz’in kaldığı odaya gelenler, Abdülaziz’i yerde bilekleri kesilmiş halde buldular. Cuntacılar Abdülaziz’i öldürüp intihar süsü verdiler. Lakin II.Abdülhamid’in bu olayı soruşturması sonucu cinayet kanıtlandı. Zira Abdülaziz’in makas ile iki elini kesip intihar etmesi mümkün değildir.

II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti’nin en bunalımlı günlerini yaşadığı bir dönemde 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta çıktı. Abdülhamid Han’ın nasıl bir devirde tahta çıktığı, otuz üç sene boyunca ne büyük gelişmelere imza attığı ve kendisinden sonra on yıl bile geçmeden devletin neredeyse işgal edilmemiş toprağı kalmadığı düşünülünce, onun ne kadar akıllıca bir politika takip ettiği daha iyi anlaşılacaktır.

II.Abdülhamid’in padişahlığının ilk yılları 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edilen I.Meşrutiyet döneminde geçti. Bu tarihten Meşrutiyet’in sonu kabul edilen 13 Şubat 1878 tarihine kadar olan dönemde II.Abdülhamid’in etkinliğinden söz edilemez. Bu yıllarda, Mithad Paşa önderliğindeki meşrutiyetçilerin  nüfuzu söz konusudur. II.Abdülhamid, 1878 yılından sonra tedrici bir surette Bâbıâli’nin nüfuzunu Saraya taşımış ve 1908 yılına kadar tek karar mercii olarak ülkenin iç ve dış politikalarını yönlendirmiştir.

23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi ve meşrutiyetin ilanında büyük rol oynayan İttihat ve Terakki Cemiyeti  devletin en büyük siyasi gücü oldu. Ancak meşrutiyet taraftarı grupların bir kısmı da İttihatçılara muhalifti. Meşrutiyetin ardından Devlet-i Aliyye’nin sınırlarında yine olumsuz rüzgarlar esmeye başlamıştı. Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya-Macaristan, Bosna-Hersek’i ilhak etti. Girit, Yunanistan’a bağlandı.

Yapılan seçimlerde mecliste çoğunluğu İttihat ve Terakki sağlamıştı. Bundan sonra iktidar-muhalefet ilişkileri sertleşmeye başladı. İttihat Terakki, devlet işlerine el atmaya başladı, devlet kadrolarında tasfiyeler yapmaya başlamıştı. Bunların neticesinde mağdurlar Fedakâran-ı Millet Cemiyeti çatısı altında toplandı. 1908’de II.Meşrutiyet’in ilanı üzerine ‘’Serbesti Gazetesi’’nin başına geçen Hasan Fehmi, yazılarında İttihat ve Terakki karşıtı yazılar yazıyor ve sert dille eleştiriyordu. İttihatçıların uyarılarına rağmen eleştirilerine devam eden Hasan Fehmi, 6 Nisan 1909 akşamı vurularak öldürüldü.

Hasan Fehmi’nin cenazesi kaldırılacağı gün, çok büyük bir kalabalık bir araya geldi ve cenaze resmen İttihatçı muhaliflerinin gövde gösterisi haline gelmişti. Olayların büyümesi üzerine 13 Nisan 1909’da 31 Mart Vakası meydana geldi.

İsyanın devamı süresince Ayasofya ve Meclis-i Mebusan çevresi asilerin merkezi haline gelmişti. Adliye Nazırı Nazım Paşa, Meclis yakınlarında isyancılar tarafından öldürüldü. Gelişen olaylar üzerine isyanı bastırmak amacıyla Hareket Ordusu kuruldu ve 23 Nisan’dan itibaren ordu, İstanbul’a girdi. Duruma hakim olunmasının ardından meclis oturuma yeniden başladı. Meclis, II.Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesine,  Veliaht Mehmed Reşad’ın padişah olmasına karar verdi. Bir Türk, bir Ermeni, bir Yahudi ve bir de Arnavut’tan oluşan meclis heyeti II.Abdülhamid’in tahttan indirildiğini bildirdi.

İttihat ve Terakki, tahttan indirmeyi bir sebebe bağlamak istiyordu. Dolayısıyla ayaklanmasının sorumlusu II.Abdülhamid denmişti. Lakin sonraki gelişmelerden, II.Abdülhamid’in ayaklanmayla ilişkisinin bulunmadığı ortaya çıkmıştır.

 

 

 

Kaynakça

Afyoncu, E., Önal, A. ve Demir, U. (2010). Osmanlı İmparatorluğu’nda Askeri İsyanlar ve Darbeler. İstanbul: Yeditepe Yayınları.

Akyol, T. (2011). Kayıp Tarihimiz. İstanbul: Yakın Plan Yayınları.

Engin, V. (2014). Pazarlık. İstanbul: Yeditepe Yayınları.

Yılmaz, Ö. Bir Şehîd Sultan Abdülaziz Han. İstanbul: Çamlıca Yayınları.

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?