Roma: Spartaküs

Bir önceki yazım Antik Roma’da dediğim gibi Gladyatör Spartaküs (Spartacus) hakkında başlı başına bir yazı yazmak istiyordum ve şu an bu yazıya başlıyorum. Keyifli okumalar. Gladyatör Spartaküs, Trakya asıllı bir savaşçıydı çoğu tarihçiye göre. İşin ilginç yanı Romalı veya köle (ilk başta) olmayıp, Roma ordusunda savaşan bir Roma askeri olması çok büyük bir olasılıktır. Nasıl Roma askerliğinden köleliğe terfi ettiğine dair bir rivayete göre ise, ordudan kaçarken yakalanıp köle olarak Batiatus adlı gladyatör okuluna satılmıştır.

Köleliği hiçbir zaman içine sindiremeyen Spartaküs, lider ruhlu bir insandır. M.Ö 73 yılında kendisiyle beraber yetmiş dört gladyatörle, gladyatör okulundan kaçmıştır. Kaçış esnasında köle bir kadının kendisini çözmesiyle serbest kalan Spartaküs ve yetmiş dört yoldaşı, mutfaktan mutfak bıçaklarını ve et şişlerini alıp teker teker bütün gardiyan ve korumaları öldürüp Batiatus’tan kaçmıştır. Böylece Antik Roma tarihindeki üçüncü köle isyanını çıkartan Spartaküs, civardaki asillerin evlerine, çiftliklerine saldırıp, yağmalayarak isyanın duyulmasını ve ünlenmesini sağlamıştır. Günden güne güçlenen bir isyan oluşmuştur Roma’da. Hükümet tarafından üzerlerine gönderilen ufak birlikleri yok edip daha da ünlenen Spartaküs’ün ordusuna civar köylerden, çiftliklerden her geçen gün yüzlerce hatta binlerce köle sahiplerinden kaçarak ya da onları öldürerek katılıyordu. Güneye doğru ilerleyen isyan ordusunun peşinden gönderilen üç bin kişilik ordu da bertaraf edilmişti.

Lucıana’da Vezüv yanardağına sığınan isyancıların peşinden on bin kişilik bir ordu daha gönderildiği haberini alan Spartaküs köleleri dağın zirvesine çıkarmıştır. Böylece gelen büyük orduyu bölerek ufak ufak birlikler halinde yok etmiştir. Muazzam bir askeri dehaya sahip olan Komutan Spartaküs, artık Güney İtalya’da hüküm sürmektedir. Çevresindeki artan kalabalık artık kırk bin kişi olmuştur. Düşünsenize, kırk bin kişilik köle topluluğu Romalılar tarafından insan bile sayılmazken, Güney İtalya’ya hükmediyorlar. Kısa sürede bu ordu Turyum şehrini fethederek burayı başkent yapmıştır. Spartaküs, uzun yıllardır düşlediği ortamı oluşturmak istemektedir ve oluşturur da. Kısa sürede ele geçirdiği Turyum’da herkes birbirine eşittir. Köle-asil ayrımı yapılmıyordur. Şehirde altın ve gümüş biriktirmeyi yasaklayan Spartaküs, aynı zamanda faiz ve tefeciliği de şehirde yasaklamıştır. İki yıl içerisinde dokuz büyük Roma ordusunu yerle bir etmiş olmalarına rağmen özgürlük arayan bu isyancı kölelerin hüküm süresi çokta uzun sürmeyecektir.

Gittikçe artan orduda artık yüz bin köle vardı. Roma, işgal ettiği yerlerden topladığı on binlerce askeri Spartaküs ve ordusunun üzerine gönderir. Spartaküs ise bunu öğrenmesiyle birlikte isyancıları Alpler’e doğru yürüyüşe geçirir. Planı, ordusuyla Alpler’i geçip ondan sonra dağılarak herkesin özgür olmasıydı. Ne var ki hiçbir isyancı İtalya sınırlarından çıkmak istemeyince, ordusunu tekrar Luciano götürmesi gerekir. İsyancılar ilk defa Macus Crassus komutasındaki Roma ordusuna mağlup oldu. Artık yapacak pek bir şey kalmamıştı. Spartaküs ordusunu Messina’ya çekerek oradan gemilerle Sicilya’ya geçmek istemektedir. Bu iş için korsanlarla anlaşmıştır. Lakin korsanlar sözlerinden dönüp onları karşıya geçirmeyince büyük isyancı ordusu, Marcus Crassus’un avcunun içine düşmüştür. Spartaküs ve Crassus’un ordularının çarpışmasından sonra on binlerce kişilik isyancı ordusundan sadece altı bin kişi sağ kalmıştı. Bu savaşla birlikte isyancı ordusunun ömrü iki yıl sürmüş ve M.Ö 71’de tamamen yok olmuştur. Sağ kalan altı bin kişi ise Crassus tarafından Roma’ya kadar yol boyunca çarmıha gerilerek âleme ibret olsun diye katledilmiştir.

Hepinizin merak ettiği konuya gelelim. Spartaküs’e ne oldu? Spartaküs’ün ne ölüsüne ne de dirisine o günden sonra rastlanılmamıştır. Bu konuda tarihçiler ikiye ayrılır ve bir kısmı savaşta aldığı yaralardan tanınamayacak hale gelmiş cesedi tespit edilemediği görüşündedir. Bir diğer ve daha kuvvetli görüşe göre, kuşatmayı yararak kayıplara karışmıştır. Nedense ben de sağ kurtulduğunu düşünüyorum. Kim bilir belki de Spartaküs’ün bir sonraki hedefi Roma İmparatorluğu’nu fethedip başına geçmekti. Bunu bilemesek de Spartaküs kesinlikle, ölene kadar yaptığı işlerle dünyanın saygısını kazanmış bir deha ve özgürlük savaşçısıydı.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?