Mustafa Kemal Paşa’nın Pek Bilinmeyen Savaşı: Kozma Dağı Muharebesi

Tarih, boğuk bir denizde, sandık içinde esaret kalmış gibi… Neden mi böyle diyorum? Çünkü unutmak konusunda, balıklarla yarışacak dereceye geldik. Ne tarihi yapanı hatırlıyoruz, ne yazanı… Aklımızın boğuk kenarlarında kalmış belki birkaç bilgi. Onun dışında, unutmaya meyilli ediyoruz aklımızı. Hafızamızı yeniden inşa etmek için uğraşmıyoruz mesela. Okuyarak, aklımızdaki binaya harç yerleştirebiliriz, lakin bu harcı koymak bile zor geliyor bize. Bu yüzden, tarih yağmurunda unutulmaya mahkum su damlaları bırakıyoruz… Bu damlalardan birini hatırlatmaya çalışayım ben size. Merak zincirlerinizin aklınıza dolandığını sezer gibiyim. Yazının başlangıç ateşini vereyim o zaman!

Birinci Dünya Savaşı’nda, Kafkasya Cephesi’nde, çok büyük mücadeleler verdik bildiğiniz gibi. Bu mücadelede payı olanlardan birisi de Mustafa Kemal Paşa’dır. Mustafa Kemal Paşa, Rus ordusuna karşı, kendi ordusuyla beraber, korkunç hava şartlarında sert çatışmalara girmiştir. [1] Bu yazıdaki amacım da, bu sert çatışmalardan birini, hatta en az bilineni olanı göstermek. Mustafa Kemal Paşa’nın neredeyse hiç bilinmeyen bir savaşı diyebilirim. Adı mı? Kozma Dağı Savaşı… Öncelikle bu dağın coğrafi konumunu aklınızda sahnelendirmeye çalışayım. Bu dağın bulunduğu şehir Muş’tur. Muş’u biliyorsunuz zaten. Anadolu’nun kapısını Türklere açan ilçe Malazgirt ile Bulanık, Hasköy, Korkut ve Varto ilçelerini kapsar. Aynı zamanda laleye anavatanlık yapan Muş’un %34’ü ova ile kaplıdır. Fazla uzatmadan, Kozma Dağı Savaşı’ndan bahsetmeye devam edelim. Kozma Dağı Savaşı dedim ama ismi hiç kulağa tanıdık gelmiyor, değil mi? Çünkü hakkında neredeyse hiçbir bilgi yok bu savaşın. Ama Mustafa Kemal Paşa, bu savaşta esir düşme tehlikesi geçirmişti. [2] Evet, yanlış okumadınız. Mustafa Kemal Paşa, bu savaşta, esaretle burun buruna gelmiştir. Kozma Dağı Savaşı ile ilgili “benim gördüğüm kadarıyla” tek bilgi Lord Kinross’ta var. Zaten bu olayı aktaranlar da, genelde onu kaynak gösterirler. Lord Kinross’un Kozma Dağı Savaşı’na dair bize verdiği bilgi şöyle:

“Bir ara askerleriyle birlikte, çevresini neredeyse bütünüyle kuşatan bir ‘süngü ormanı’ arasında, büyük bir piyade kuvvetine karşı göğüs göğüse dövüşmek zorunda kaldı. Soğukkanlılığı ve kendi süngüsünü bütün gücüyle kullanması sayesinde, bu çarpışmadan sıyrıldı ve böylelikle olası bir ölümden ya da tutsaklıktan kurtulmuş oldu. [3]”

Mustafa Kemal Paşa’nın ölümden döndüren bu savaş, neden kitaplarda geçmez? Şu ihtimali düşünelim bir de: Ya Mustafa Kemal Paşa ölseydi? Bana sorarsanız; bu savaş, Mustafa Kemal’in kalbine doğru giden şarapnel parçasının, kalbinin oradaki saate isabet etmesi kadar önemlidir. Sonuçta ikisi de ölümden döndürmüştür Mustafa Kemal Paşa’yı. Mustafa Kemal Paşa’nın yazdıklarından, Kozma Dağı çevresindeki 17. Alay’ın durumunu okuyalım. Mustafa Kemal Paşa, şunları dökmüş kaleme:

“Kozma dağı ve güneyinde Talori suyu (hariç) ile Murat suyu sol kıyısında Muş Genç yolu (dahil) arasındaki Kulp bölgesinde, 27 Mart 1916’da Çabakçur müfrezesi cephesine düşman tarafından yapılan taarruzlar üzerine, dağılmaya başlayan milislerin Lice ve Hani’den gönderilen milis ve jandarmalarla takviye edilerek, direnmeleri sağlanmış ve bunlar halen 700 kadar milis ve 70 kadar jandarmadan kurulu bir kuvvet halinde Şin’de ve Şin kuzeyindeki Kozma gediğinde ve Kozma dağının doğu ve batısından Şin’e gelen yollar üzerinde bulunmaktadır.

Mahallinde vasıta tedarik edilerek, çabuk bir şekilde Diyarbakır’a taşınan II. Alay Makinalı Tüfek Bölüğü,yarın Hazro üzerinden Kulp bölgesine gönderilecektir. Şimdilik kendisine Kulp bölgesinin komutanlığını verdiğim alay komutanının görevi Kozma dağı geçitlerini kuzeyden korumak ve milis gönülleri ile Muş ve Murat suyu arasındaki sahada taarruzî hareketlerle düşmanı taciz ve işgal etmektir.

Bu bölgede 4 Nisan 1916’da Kozma gediği ile bunun 8 km kadar doğusunda Gerliyekenim arasında Şin üzerine yürüyen 400 kişilik bir düşman kuvveti yenilgiye uğratılarak, çekilme zorunda bırakıldı. Aynı günde kuvveti tahmin edilemeyen bir düşman faaliyeti görülmektedir. [4]”

Neyse, daha fazla uzatmayayım. Umarım, Mustafa Kemal Paşa’nın komuta ettiği bu savaşın adı, daha fazla duyulur ve daha çok araştırmayla beslenir. Bu savaşın, Mustafa Kemal Paşa’nın tozlu sayfalarına mahkum olmaması temennisiyle…

Misafir Yazar: Furkan Uzel

Kaynaklar:

[1] Willy Sperco, Mustafa Kemal Atatürk, Çeviren: Zeki Çelikkol, Bilgi Yayınevi, Ankara 2001, Sayfa 35.

[2] Timuçin Mert, Atatürk’ün Saklı Kalmış Yaşamı, Karakutu Yayınları, 1. Baskı, İstanbul 2006, Sayfa 128.

[3] Lord Kinross, Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Altın Kitaplar, Çeviren: Necdet Sander, İstanbul 1994, Sayfa 130.

[4] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Cilt: 2, Kısım: 2, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1978, Sayfa 56-58’den naklen: Şevket Beysanoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’daki Kafkas Cephesi Komutanlığı”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: 2, Sayı 5, Ankara 1986.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?