Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve Anadolu Seçuklu Devleti’nin Kuruluşu

Giriş

Kutalmışoğlu Süleyman Şah gerek Türkiye Selçukluları Devletinin kuruluşuyla gerek Anadolu’daki Türk nüfusun artırılması ile Türk Tarihi açısından önem teşkil etmektedir. Onun döneminde Konya, İznik fethedilmiş, Üsküdar’a kadar fetihler yapılmıştır. Bizans Devleti ile yakın münasebetler yapılmış,Küçük Asya’ya gelen Türkmenler ile birlikte bu toprakların artık bir Türk Yurdu olacağı kesinleşmeye başlamıştır.

1. Süleyman Şah’ın Kökeni ve Tarih Sahnesine Çıkışı

Süleyman Şah, Selçukluların kurucusu ve atası olarak kabul edilen Selçuk Bey’in torunu olan Kutalmış’ın oğludur. Kutalmış, babası Arslan Yabgu’nun Selçuklu yabgusu ve büyüğü olduğunu düşünüyor ve bu nedenle saltanatta hak iddia ediyordu. Bunun sonucunda Sultan Alparslan ile taht mücadelesine giriştiler. Merv’den büyük bir ordu ile hareket eden Alparslan, bu sırada Rey kalesinin kuşatmasıyla meşgul olan Kutalmış’a haber göndererek Taht iddiasından vazgeçmesini istedi. Kutalmış bu isteği reddedince 1064 yılının başında Damagan yakınlarında iki ordu karşı karşıya geldiler. Sultan Alp Arslan, Kutalmış’ı hızla mağlup etti. Ordusu bozulan Kutalmış kaçarken atından düşerek vefat etti. Alparslan onu Tuğrul Bey’in yanına defnetti.[1]

Bu savaşta Kutalmış’ın oğulları Süleyman, Mansur, Alp İlig ve Devlet esir edildiler. Alparslan, Kutalmış’ın çocuklarının öldürülmesini istiyordu. Nizamülmülk, Hanedan mensuplarının öldürülmesinin devlete hayır getirmeyeceğini söyleyerek Alparslan’ı bu kararından vazgeçirdi. Bu dönemde isyan edebilecekleri düşüncesiyle Urfa-Birecik taraflarında yaşadılar. [2] Burada çeşitli fetihlerde bulunarak tarih sahnesine çıktıklarını görebiliyoruz. Selçuklu Devletine bağlı Yabgulu Beyliğinin başında olan Atsız’dan ayrılmak isteyen Şöklü, Süleyman’ın kardeşlerinden birine mektup yazarak. Atsız’a artık tabi olmak istemediklerini, Kutalmışoğullarının Selçuklu soyundan olduğu için onların emirinde olmayı şeref sayacaklarını, Atsız’ı yenerler ise Mısır Fatımi Devleti’nin de kendilerinin yanında olacağını bildirdi. Bunun üzerine Süleyman’ın kardeşleri Şöklü’ye katıldılar. Atsız derhal onların üzerine yürüyerek 1074 yılında mağlup etti ve Kutalmışoğullarını esir aldı.[3] Atsız bu durumu Sultan Melik Şah’a da bildirdi. Süleyman Şah, kardeşlerini kurtarmak için elçi gönderdi ancak başarılı olamadı. Atsız’ın, esirleri Sultan Melik Şah’a danışmadan serbest bırakamayacağını söylemesi üzerine Süleyman Şah hiçbir askeri girişimde bulunmadı. Bu durumu Süleyman Şah’ın Büyük Selçuklu Sultanı Melik Şah’a bağlı ve vasal olduğunun bir göstergesi sayabiliriz.[4] Süleyman Şah’ın kardeşleri ve amcası Melik Şah’ın emri ile İsfahan’a gönderildi.

2. Anadolu’da Fetihlerin Başlaması ve Devletin Kuruluşu

Süleyman Şah, kardeşlerini kurtarmaya gittiği sırada Antakya’yı kuşattı fakat 20.000 altın karşılığında barış yaparak şehri ele geçirmedi. Bu Kuzey Suriye harekâtından sonra Süleyman Şah Anadolu’ya geçti Konya ve civarını ele geçirdi. Ardından Bizans’ın başkenti İstanbul’un yakınında ve Tarihi bir Bizans şehri olan İznik’i fethetti ve burayı Türkiye Selçuklu Devleti’nin başkenti yaparak devleti kurdu.[5] Bunun üzerine Sultan Melikşah, Süleyman’a Türkiye Selçuklu Devleti Hükümdarı ünvanını vermiş Abbasi Halifesi ise özel hükümdarlık giysisi göndermiştir. Bütün bunlara rağmen Süleyman Şah İznik’te kendi adına hutbe okutup, para bastırmamıştır. Bunun nedeni olarak Büyük Selçuklu Devletine ve Melikşah’a tabi ve vasal olması olarak görebiliriz.

Bu dönemde Bizans içerisinde isyanlar ve karışıklıklar mevcut idi. Süleyman Şah, bu karışıklıklardan kendi devletinin yararına son derece maharetli bir şekilde faydalanmış ve hakimiyet alanlarını genişletmiştir. Bizans’ın Rumeli ve Anadolu Ordu komutanları İmparator Mihail Dukas’a karşı ayaklandı. Anadolu komutanı Botaniates, Kütahya’dan İstanbul’a yürüdü. Kendini güçlendirmek isteyen Botaniates, daha önceleri Bizans’ın elinde bulunan Erbasan’ı Süleyman Şah’a göndererek ittifak teklifinde bulundu. Süleyman Şah ona iki bin kişilik bir Selçuklu kuvveti ile yardımda bulundu. Böylece Bizans Tahtını ele geçiren Botaniates imparator oldu. Süleyman Şah da bu durumdan faydalanarak devletin sınırını Üsküdar ve Kadıköy’e kadar ilerlettiğini görebiliyoruz. Anadolu’da fetihler hızla devam ederken Türkmen göçleri de artmaya başladı.

 3. Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile ilişkiler

Anadolu Selçukluları Devleti ve Süleyman Şah, Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’a tabi idi. Sultan Melikşah, Anadolu Selçuklularını yakından takip etmekteydi. Amcası Kavurt’un isyanından sonra Melikşah sıkı ve merkeziyetçi bir politika izliyordu. Bu politika sonucunda Suriye’de çok güçlenmiş olan Atsız’ın üzerine kardeşi Tutuşu gönderdi ve itaat altına aldı. [6]

Süleyman Şah, Devleti Ağabeyi Mansur ile birlikte idare ediyordu. Ancak Mansur devletin tek başına hâkimi olmak niyetindeydi. Bu amacı üzerine Bizans İmparatoru Nikephoros Botaniates ile kardeşi karşısında bir ittifak oluşturdular. Bunun üzerine Süleyman Şah tabi olduğu Melikşah’a bu durumu bildirdi. Sultan Melikşah, o esnada İstanbul’da olan Mansur’un öldürülmesi için Bizans İmparator’una elçi göndermiş ancak Bizans İmparatoru bunu yapmayı vaad ettiği halde yapmamıştır. Mansur bunun üzerine İstanbul’dan Anadolu’ya yürüyerek kardeşi Süleyman Şah ile mücadele içerisine girmiştir. Sultan Melikşah, kendisinin ve ondan önceki Selçuklu Hükümdarlarının en güvendiği ve en sadık Selçuklu komutanlarından Emir Porsuk’u [7] Anadolu’ya gidip duruma müdahale etmesi için büyük bir ordu ile birlikte görevlendirdi.

Porsuk’un kuvvetleri ile Süleyman Şah’ın kuvvetleri birleşerek Mansur’un üzerine yürüdüler ve muharebeye tutuştular. Muharebeye son vermek için Mansur ile Porsuk kendi aralarında, teke tek bir cenge giriştiler. Ebu’l Farac’a göre Porsuk bir hile ile Mansur’u mağlup etmeyi başardı ve onu öldürdü. Mansur’un ölümünden sonra Anadolu tamamen Melikşah’a sadık olan Süleyman Şah’a kaldı. Mansur’a bağlı olan beylerin bir kısmı da Süleyman Şah’ın maiyetine girdiler. AncakAnadolu’da hakimiyetini sağlamlaştıran Süleyman Şah’ın Büyük Selçuklu Divanında unvanı hala Melik olarak yani Büyük Selçuklu Devletine bağımlı olarak tanınıyordu.[8]

4. Bizans ile ilişkiler

Hükümdarlığı tek başına yapan ve böylece güçlenen Süleyman Şah, Bizans’ta sürekli yaşanan taht kavgalarından oldukça akıllıca faydalanıyor ve devletinin sınırlarını sürekli genişletiyordu. Bizans tahtını ele geçirmek isteyen Nikephoros Melissenos, Süleyman Şah ile Bizans İmparatoru Botaniates’e karşı ittifak yaptı. Süleyman Şah bu anlaşma sayesinde Ankara ve Denizli civarında ki kent ve kaleleri devletine katmayı başardı. [9] Ancak Melissenos Tahta geçemedi, Melissenos yerine ondan daha hızlı davranan Alexios Komnenos Bizans tahtını ele geçirdi ve imparatorluğunu ilan etti.

Süleyman Şah’ın güçlendiğini ve sürekli akınlar yaptığını gören Komnenos, Süleyman Şah ile bir anlaşma yapmak zorunda kaldı. Bu anlaşma ile Komnenos, Selçuklulara para ve hediyeler verip,boğazı boşaltarak Drakon (Dragos) deresinin arkasına çekilmeyi ve Bithynia bölgesine de hiçbir akın yapmamalarını sağlamış oldu. [10] Bu antlaşma ile Anadolu’da Bizans hakimiyeti büyük ölçüde azalmış oldu ve Süleyman Şah Anadolu’nun hakimiyetinde olduğunu Bizans’a onaylatmış oldu.

Anadolu’da Bizans hakimiyeti sona erince Fırat nehri boylarında Ermeni Prenslikleri oluşmaya başladı. Dragos Suyu antlaşmasıyla Bizans sınırlarını bir nevi güvence altına alan Süleyman Şah, gözünü Doğu Anadolu’ya, yeni teşekkül eden Ermeni Prensliklerine çevirdi. İlk olarak 1083’de Adana, Tarsus, Anazarba şehirleri ile birlikte bütün bölgeyi fethetti. Urfa ve Antakya’nın başında olan Filaretos halkı tarafından istenmiyordu çünkü halka ve askerlere kötü davranıyor idi. Hatta oğlunu bile hapse atan Filateros’un Urfa’ya gitmesini fırsat bilen askeri vali ve halk oğlunu hapisten çıkartarak Filateros’a karşı bir ittifak düzenlediler ve Süleyman Şah’ı davet ederek şehri ona teslim ettiler.Süleyman Şah ise Askerlerine Hıristiyan halka iyi davranmaları konusunda emir verdi. [11]

Süleyman Şah Hıristiyanlık için önemli olan Antakya şehrinin fetih haberini Melikşah’a iletti Melikşah bu haber üstüne kutlama törenleri yaptırdı. Antakya’nın fethinden sonra Süleyman Şah İskenderun, Derbesak, Artah, Hârim, Gaziantep gibi şehir ve kaleleri fethederek haleb yörelerine kadar dayandı. Bu durum aynı bölgelerde hakimiyet kurmak isteyen Büyük Selçuklu Vasalı Şerefüddevle Müslim ile karşı karşıya gelmesine sebep oldu. Müslim, Süleyman Şah’tan vergi istedi vermez ise Büyük Sultan’a isyan etmiş olacağını söyledi. Süleyman Şah ise fetihlerini Büyük Sultan Melikşah adına yaptığını ve bir Müslümanın başka bir Müslümana cizye vermeyeceğini söyledi. Böylelikle Kurzahil bölgesinde karşı karşıya geldiler. Süleyman Şah, Müslim’i mağlup etti ve öldürdü.[12]

Süleyman Şah, Müslim’e karşı zafer kazandıktan sonra Halep’i de kuşatma altına aldı. Bu agresif genişleme Büyük Selçuklu Devleti ile arasında gerginliğe neden oldu. Nitekim Müslim’in Halep’te bıraktığı emiri Ebu Ali Hasan, Halep kuşatması sırasında Sultan Melikşah’dan ve Melik Tutuş’dan yardım istedi. Bunun üzerine Melik Tutuş Artuk Bey ile birlikte Halep’e yürüdü. Aynuseylem ’de karşı karşıya geldiler. Çubuk Bey ve Bazı Türkmenler Süleyman Şah’ı bırakıp karşı tarafa geçtiler. Süleyman Şah bu savaşta mağlup olup hayatına son verdi. [13]

Tutuş, Süleyman Şah’ın na’şını Halep Kapısı’nda defnettirdi. Hanımını, iki oğlunu, vezirini Antakya’ya gönderdi. Bunlar daha sonra Sultan Melikşah tarafından İsfahan’a götürüldü. Süleyman Şah’ın Antakya seferine çıkmadan önce İznik’te bıraktığı Ebu’l Kasım Süleyman Şah’ın ölümünden sonra Devlet işlerini ele aldı. [14]

 

Dipnotlar:

[1] Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ötüken Neşriyat, 16. Baskı, İstanbul, 2003, s. 149

[2] Ali Sevim, “Süleyman Şah I”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-sah-i

[3] Ali Sevim, Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi Fetih Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1989, s. 99

[4] Mehmet Altay Köymen, “Süleyman Şah ve Anadolu Selçuklu Devletinin Kuruluşu”, Belleten, LVII,218, 1993, s. 71-79

[5] Sevim, Yücel, a.g.e, s. 100

[6] Erdoğan Merçil, Ali Sevim, Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilat ve Kültür, TTK Basımevi, Ankara, 1995, s. 90

[7] Hüseyin Kayhan, “Eskişehir’e Malolmuş Selçuklu Komutanı Emir Porsuk Hakkında”, s. 8 https://comu.academia.edu/H%C3%BCseyinKayhan

[8] Mükrimin Halil Yinanç, Türkiye Tarihi Selçuklular Devri, TTK Basımevi, Ankara, s. 106

[9] Ali Sevim, Anadolu’nun Fethi Selçuklular dönemi Başlangıçtan 1086’ya kadar, TTK Basımevi, Ankara, 1989, s. 84

[10] Anna Komnena, Alexiad Malazgirt’in Sonrası, Çev. Bilge Umar, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 1996, s. 126

[11] Sevim, a.g.e, s. 88

[12] Sevim, Yücel, a.g.e, s. 105

[13] Merçil, Sevim, a.g.e, s. 92

[14] Ali Sevim, “Süleyman Şah I”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

 

Kaynakça:

Anna Komnena, Alexiad Malazgirt’in Sonrası, Çev. Bilge Umar, İnkılap Kitapevi, İstanbul, 1996

KAYHAN, Hüseyin, “Eskişehir’e Malolmuş Selçuklu Komutanı Emir Porsuk Hakkında”, https://comu.academia.edu/HüseyinKayhan

KÖYMEN, Mehmet Altay, “Süleyman Şah ve Anadolu Selçuklu Devletinin Kuruluşu”, Belleten, LVII, 218, 1993, s. 71-79

MERÇİL, Erdoğan, SEVİM, Ali, Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilat ve Kültür, TTK Basımevi, Ankara, 1995

SEVİM, Ali, “Süleyman Şah I”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-sah-i

SEVİM,Ali, Anadolu’nun Fethi Selçuklular dönemi Başlangıçtan 1086’ya kadar, TTK Basımevi, Ankara, 1989,

SEVİM, Ali, YÜCEL,Yaşar, Türkiye Tarihi Fetih Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1989

TURAN, Osman,Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ötüken Neşriyat, 16. Baskı, İstanbul, 2003

YİNANÇ, Mükrimin Halil, Türkiye Tarihi Selçuklular Devri, TTK Basımevi, Ankara

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?