Kerbela Olayı’nda Türk İzi Bulmak

İslâm tarihinin kanlı vahşetlerinin birisi Kerbela Olayı’dır. İslâm dünyasında kalıcı hasar bırakmış olan Kerbela, mezhepsel çatışmaların çırasını daha da fazla yakmıştı. Bu olayın sebebi; Hazreti Hüseyin’in Yezid’e biat etmemesidir. Hazreti Hüseyin, aile efradı ve taraftarları, Emevi ordusuyla karşı karşıya gelmişti. Hazreti Hüseyin’in tarafında bir avuç denilecek kadar az kişi vardı. Hazreti Hüseyin 70 küsür kişiyle, 4000 küsür kişilik Emevi ordusuna karşı koymuştu. Emevi ordusu, küçücük orduya strateji uyguluyordu. Hazreti Hüseyin tarafını susuz bırakarak, onları güçten düşürmek istiyordu ve dinamizmlerini çökertmeye çalışıyordu. Nitekim başarılı da olmuşlardı. Hazreti Hüseyin, altı aylık oğlu Ali Asgar için Emevi ordusundan su istemişti. Ama Emevi ordusu, vicdana sığmayan bir karşılık verdi. Emevi ordusundan bir okçu, Ali Asgar’ı hedef alarak ona okunu fırlattı. Bu ok, altı aylık bebek olan Ali Asgar’ın boğazını deldi ve Ali Asgar, Hazreti Hüseyin’in kucağında can verdi. Kerbela Olayı’nda buna benzer başka vahşetlerde yaşanmıştır ama ben sadece bir tanesini misal verdim. Kerbela’da birçok kişi şehid olduktan sonra en son savaşacak kişi olarak Hazreti Hüseyin kalmıştı. O da bir süre sonra şehid olacaktı. Emevi ordusu, Hazreti Hüseyin’in ailesinden sağ kalanları da esir aldı. Olayın neticesi, İslâm dünyasında büyük yaralar açtı…

Tarih değirmenini Kerbela Olayı’nda öğütürken, birçok rivayete rastladım. Bunlardan birisini anlatayım:

Kerbela Olayı vuku bulurken, yedi tane Türk atlısı Hazreti Hüseyin’in yanına gelmiş ve onu götürmek istemiş. “Sizi Azerbaycan’a götürelim” diye teklif sunmuşlar Hazreti Hüseyin’e. Tabii Hazreti Hüseyin de bu teklifi reddetmiş. Ama hasta olan oğlu Hazreti Zeynel Abidin’i götürmelerini istemiş Türk akıncılardan. Onlar da kabul etmiş, sonrasında Hazreti Zeynel Abidin’i alıp götürmüşler. Hazreti Hüseyin bu olanları izlerken, ellerini açmış göklere ve şu duayı etmiş: “Ya Rabbi bu yedi yiğide, yedi devlet nasip eyle…”

Öncelikle bu olayın aslı, astarı olmadığını söylemeliyim. Çünkü Hazreti Zeynel Abidin, hastalığı yüzünden savaş sırasında yatağında yatıyordu [1]. Bu yüzden Kerbela Olayı bittikten sonra Emevilerin eline esir düşmüştü. Türklerle gitseydi, Emevilerin eline esir düşmezdi. O yüzden yedi Türk akıncının Hazreti Zeynel Abidin’i alıp götürdüğü tezi, çürük elma hükmündedir…

Kerbela’dan Türk gölgesi geçmesini isteyenler, böyle bir hikâye uydurmuşlar. Fakat bu kişiler galiba “Vazıh”ı tanımıyorlar. Evet efendim, Vazıh. İsmin size yabancı gelmesine hak veriyorum. Çünkü bu bilgiyi tırnaklarıyla kazıp arayan insan sayısı fevkalade az. Ehl-i Beyt Tarihi hakkında kitaplar yazan Tarihçi – Yazar Muharrem Uçan’dan “Kerbela’da Türk” arayışlarımdan dolayı yardım istedim. Kendisi sağolsun bana çok yardımcı oldu ve Vazıh hakkında şu bilgiyi kaynağıyla beraber aktardı:

“Vazih ya da Vazıh Türk, Muzhec kabilesinden Hers Selman adlı birisinin kölesiymiş. Hers’in oğlu Cunade ile Kerbela’ya gelip şehit olmuş. Cesur, iyi bir savaşçı, Kur’an hafızıydı [2].

Vazıh’ın Kerbela’da düşmanlara şiirler okuyarak saldırdığını da eklemek lazım [3].

Düşmanlara saldırırken okuduğu iki şiiri sizlere sunmak istiyorum:

“Benim emirim Hüseyin’dir.

O Peygamberin kalbinin sevincidir.”

 

“Deniz mızrak ve kılınç

Darbelerimle kaynayacak

Gökyüzü oklarımla dolacak

Elimde keskin kılıncım görüldüğünde

Kibirlinin kıskanç kalbi yarılmış olacak. [4]”

 

Muharrem Uçan, ben Kerbela’da Türk izi ararken; şu bombanın pimini çekiyor:

“Kerbela’da şehit olanların içinde birkaç tane Türk vardır. Bunlar Hazreti Hüseyin’in hizmetindeydiler.”

Ama ben bu yazıda sadece Vazıh’tan bahsetmekle yetineceğim…

Dipnotlar:

[1] Prof. Ali Muhammed Sallabi, Hz. Hüseyin ve Kerbelâ, Çeviren: Şerafettin Şenaslan, Ravza Yayınları, İstanbul 2010, Sayfa 81.

[2] Şeyh Muhammed Semavî, Ebsaru’l-Ayn, Hicrî 1408, Sayfa 85’den nakleden: Muharrem Uçan.

[3] Dr. Abdülkadir Sezgin, “Hz. Hüseyin’le Kerbela’da Şehit Olan Türkler ve Biz”, Yozgat Yenigün Gazetesi, 21 Kasım 2012.

[4] Gökhan Demir, “Kerbela’da Şehit Olan Türk”, Yeni Mesaj Gazetesi, 10 Ekim 2016.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?