III. Vlad Dracu: Kazıklı Voyvoda

III. Vlad Dracu (Kazıklı Voyvoda), ünlü yazar Bram Stoker tarafından 1897 yılında yazılıp bütün dünyada baskı yapan ve çok ilgi gören Dracula romanına ilham kaynağı olmuş, bugünkü Romanya’da Voyvoda, yani bir nevi vali olarak varlık göstermiş bir prenstir. Cengaverliği ve acımasızlığıyla tanınan ve Vladislav’a bağlı olan II. Vlad’ın oğlu, ileride Kazıklı Voyvoda olarak tanınacak o ünlü çocuk, 1431’de Sighişoara kasabasında doğdu.

Baba Vlad, II. Murad’ın Romanya üzerine yaptığı amansız akınlara daha fazla dayanamayıp o zamanki başkent Bursa’ya bağlılığını bildirmek zorunda kaldı. Oğlu Vlad’ı ve kızı Radu’yu da yetiştirilmesi için Edirne’ye gönderdi. Vlad, ileride Konstantinapolis’i fethedip peygamberimizin müjdelediği komutan olmayı başaracak Şehzade Mehmed ile kısa sürede kaynaştı. Hatta kan kardeşi oldular. Radu ise sarayda prenses hayatı sürüyordu. Vlad ve Mehmed, II. Murad’ın talimatı ile sıkı eğitimlerden geçti. Zira II. Murad’ın ikisi için de büyük planları vardı. Oğlu Mehmed’e kendi tahtını bırakacaktı. Mehmed’den sadece bir yaş küçük olan Vlad’ı ise Voyvoda yapacaktı.

1448’de Eflak ve Boğdan Voyvadalığı, Macarların da desteğini alarak Osmanlı’ya karşı ayaklandı. Küçük Vlad’ın babası II. Vlad, direnmesine rağmen Rumen soyluları tarafından katledildi. Hızla harekete geçen III. Vlad, önce başarı sağlar gibi olsa da, yakalanıp Transilvanya’ya sürgüne gönderildi. Fakat Fatih, kan kardeşi Vlad’ı unutmadı. Belgrad kuşatması sırasında Vlad’a destek olup tahtı ele geçirmesini sağladı. Ardından bölgeye resmen Voyvoda olarak atandı. Osmanlı’ya kusursuz hizmet etmeye çalışan Vlad, büyük takdir görmüştür Öyle ki hiçbir Voyvoda’ya tanınmayacak kadar hak ve özerklik alanı tanınır. Fakat bölgede milliyetçilik rüzgarları esmeye başlamıştır. Rumen soyluları bu milliyetçilik hareketlerinin başında Vlad’ı görmek istemektedir. Vlad büyük bir çıkmaza girer. Çok sevdiği kan kardeşi mi, yoksa Romanya Kralı olmak mı?

Vlad’ın psikolojisi büyük oranda bozulur. Ona itaat etmeyenlere akıl almaz işkenceler yapmaya başlar. Bunlardan en meşhuru, kurbanı yağlı kazığa oturtmaktır. Özenle sivriltilmiş yağlı kazığa oturtulmuş insanlar ortalama üç gün dayanılmaz bir acı içinde kıvranırlardı. Huzurun bölgesi Eflak-Boğdan’a kan kusturan Voyvoda, babasının bölgede efsaneleşmiş olan soyadı olan Dracu’yu şeytanın oğlu anlamına gelen Dracula olarak kullanmaya başladı.

Vlad, 1459 yılında Osmanlı’ya vergi vermeyi kesti. Kayser-i Rum Fatih Sultan Mehmed bu olanları şaşkınlıkla karşıladı. Nasıl olur da on iki yaşından beri birlikte büyüdüğü kan kardeşi Vlad ona baş kaldırırdı? Fatih, Vlad’a karşı akıl almaz derecede sabır göstermiştir. Kız kardeşi güzel Radu’yu kullanmak istedi fakat bu yöntem de işe yaramadı. Defalarca elçi gönderdi, lakin hepsinin sonu aynı oldu. İşkence gördüler sonra da yağlı kazığa oturtuldular…

Vlad, 1460’ta, Fatih’in seferde olmasından yararlanıp Tuna nehrini geçti. On binlerce Türk ve Bulgar’ı yağlı kazığa oturttu. Vlad, artık haddini fazlasıyla aşmıştı. Artık yok edilmeliydi. Fatih, Eflak’a sefer kararı aldı. Başkent Targovişte’ye kadar fazla bir direniş olmadı. Ama Vlad’ın deliliğinin yanında dahiliği de ortaya çıkacaktı… Ne de olsa Vlad, Fatih ile aynı eğitimi görmüştü. Osmanlı ordularını beş kilometre boyunca kazığa geçirilmiş 15.000 masum sivil karşıladı. Bu, yeniçerilerin moralini oldukça bozdu. Vlad ve ordusu Poeinari kalesinde sıkıştırıldı. Fatih, bu 900 metre yukarıda olan kaleyi saldırıyla düşürmenin zorluğunun farkındaydı. Bu yüzden kaleyi kuşatma kararı aldı. Bir süre sonra ordu ve halk açlıktan kırılmaya başladı. Vlad, büyük bir inatla dayandı dayanmasına ancak biricik aşkı Elizabeth, dayanamayıp genç bedenini kale surlarından aşağı bıraktı. Halkı arasındaki söylentilere göre, Vlad aşağı inip parçalanmış sevgilisinin kanını içmiştir.

Bir süre sonra Fatih, kuşatmayı komutanlarına bırakıp İstanbul’a döndü. Vlad da kalan az sayıda adamıyla kuşatmayı delip, Macaristan’a kaçtı. Vlad kaçarken taş üstünde taş bırakmadı. Ama sonuç olarak Targovişte Türkler’in eline geçti. Vlad, Macarlar ile iyi ilişkiler kurdu. Onlardan destek alarak Eflak’a doğru yürüdü ama Osmanlı akıncıları yanındaki az sayıdaki destekçisini ve Vladı pusuya düşürdü. Vlad’ın kellesi kesildi, destekçileri kazığa oturtuldu. Vlad’ın kellesi Istanbul’a getirildi ve şehirde kazığa saplanmış bir vaziyette dolaştırıldı.

Misafir Yazar: Bora Arslan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?