Göktürklerde Kapgan Kagan (Mo-Ço) Dönemi (692-716)

Kapgan Kağan Öncesi Göktürklere Umumi Bir Bakış (630-692)

630 senesinde Çin’de T’ang Hanedanı hüküm sürüyordu. Bu T’ang Hanedanı, Göktürklerin hürriyetlerini kaybettirmiş ve Türk ilini kağansız bırakmakla yetinmeyip Türk töresini yok etmek için gayret sarf etmişlerse de başarılı olamamıştır. Göktürklerin hürriyetlerini kaybetmelerinin üç ana sebebini Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu şöyle açıklamaktadır:[1]

1) Devlet ve idare adamlarının yetersizliği,

2)Türk kavminin uygunsuz tutumu,

3) Kurnaz Çin Siyaseti

Göktürkler’deki fetret devrinin vaziyetini Bilge Kağan Orhun Kitabelerinde aktarmıştır: ‘’Türk Milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evladını kul kıldı, hanımlık kız evladını cariye kıldı. Türk Beyler Türk adını bıraktı.’[2] Türk halk kitlesi ise şöyle demiş: İli millet idim, ilim şimdi han, kime il kazanıyorum der imiş.[3] Göktürkler hürriyetlerini kaybettikleri andan tekrar kazandıkları ana değin bağımsızlık teşebbüslerini muvaffak olana kadar yinelemiş, en sonunda 680 senesinde Kutluğ Kağan ile Türk ili tekrardan dirilmişti. Kutluğ Kağan’ın Devleti yeniden diriltme aşamasında sahip olduğu bir şans var idi ve bu şans Bilge Tonyukuk’un varlığı idi.[4] Tonyukuk, Doğu Göktürklerin illerini kaybedip, Çinlilerin eline düştüğü zaman, Çin’e yerleşen ailelerdendi.[5] Bilge Tonyukuk ile Göktürk Kağan’ı ortak hareket etmiş, önce Oğuzları, Göktürklere bağlayarak kendilerini güçlendirmiş ve de kadim Türk yurdu olan Ötüken’i ele geçirmişlerdir. Göktürk Kağanlığının 680-687 senelerinde Çin’e defalarca akın yapmış olması ne kadar güçlenmiş olduğunu göstermektedir. 687 senesinden sonra Kutluğ Kağan, daha Çin ile harbe tutuşmamış ve 692 senesine kadar yedi kez gerçekleştirdiği Kitan akınlarından başarı ile ayrıldıktan bir süre sonra hastalanıp hayatını kaybetmiştir.[6] Bilge Kağan’ın kitabesinde babası için şöyle demektedir: Babam Kağan, Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Düşman tabi kılmış, dizliye diz çöktürmüş. Başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp uçup gitmiş.[7]

Kapgan Kağan (Mo-Ço) Devri (692-716)

İlteriş öldüğü zaman biri sekiz yaşında (Bilge), diğeri yedi yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oğul bırakmıştı.[8] Bu çocuklar yaşları kağan olabilmek için yetersiz olduğundan dolayı İlteriş Kağan’ın kardeşi, Kapgan Kağan 692 senesinde (Türkçe: Fatih Kağan) (Çince: Mo-Ço) Göktürk Kağanı oldu. Çin biyografileri, Kapgan Kağan’ın zorla tahta oturduğunu söylüyor olsa da Orhun yazıtlarında Kapgan’ın töreye uygun bir şekilde tahta oturduğu söylenmektedir.[9] Hükümdarlığı 24 yıl süren Kapgan (692-716), Çin’i en fazla korkutan kağandır.[10] [11]

Kapgan Kağan’ın siyasetini üç noktada toplayabiliriz:[12] [13]

  1. Çin’i daima baskı altında tutmak,
  2. Çin’de bulunan ve dağınık yaşayan Türkleri, Türk yurduna getirmek,
  3. Asya’nın neresinde Türk varsa hepsini Türk devleti bayrağı altında toplamak.

Kapgan Kağan zamanında, Çin’de Tang Hanedanı’nı bertaraf edip, kendi hanedanını (Wu Hanedanı) kuran Budist İmparatoriçe Wu bulunuyordu.[14] [15] Kapgan, usta bir politikacı olup, Tang Hanedanı’na yapılan darbeden faydalanabilmiştir. Mo-Ço (Kapgan) tahtı ele geçirmesinden birkaç yıl sonra Ling-Çov’a saldırdı. Çok sayıda memuru ve sivil insanı öldürdü.[16] 693 senesinde Ling-Çov’a 6 sefer daha yapıldı.[17] 695 senesinde ise Kapgan, Çin elçi göndererek dostluk kurmak istedi. Çin İmparatoriçesi Wu, bu ani barış teklifinden memnun oldu ve de Kapgan’a çeşitli ünvanlar vererek, 5 bin top ipek göndermiştir. Kitanların; Tang Hanedanı’na isyan edip Çin’in Ying şehrini basması ve de Tang Hanedanı’nın isyanı bastıramaması üzerine, Kapgan Kağan devreye girip; Türk boylarının Türk ülkesine geri getirilmesi karşılığında Kitanları Çin’den atmayı teklif etti. Teklifin İmparatoriçe Wu tarafından kabulü; Kapgan’ın itibarını arttırırken, Çin’in ne kadar zor durumda olduğunu göstermektedir.[18] Kapgan 696 senesinin ekim ayında Kitanlara yürüdü, dağılan Kitanlar dağlara çekilmek zorunda kaldılar.[19] Kapgan Kağan, Kitan seferinin ardından, Çin ile anlaşıp Yenisey bölgesini işgal eden Kırgızlara yürüdü.[20] Tonyukuk abidesinde Kırgız Seferi şöyle anlatılmaktadır: “Gündüz de gece de dörtnala koşturup gittik. Kırgızı uykuda bastık. Uykusunu mızrak ile açtık. Hanı, ordusu toplanmış. Savaştık, mızrakladık. Hanını öldürdük. Kağana Kırgız kavmi teslim oldu, baş eğdi. Geri döndük, Köğmen ormanını dolanıp geldik.”[21] Ardından Sarı Türgişlere yürünecekti, ancak Kapgan Kağan’ın hatununun ölümü, Kapgan’ı yas töreni için geri döndürmek durumunda kaldı. İmparatoriçe Wu, Kapgan’a yeni unvanlar vermeye elçi yolladığı haberi daha Kapgan’a bildirilmeden, 697 senesinin ilk aylarında Kapgan, Çin’in Ling ve Sheng eyaletine saldırdı.[22]

698 senesinde Kapgan Kağan, kızını bir Tang Prens ile evlendirmek istedi ve de bunun dışında Çin’de yaşan Türk boyları ve Soğdluları istiyordu. Ayrıca çeşitli tarım aletleri ve demir de istekleri arasındaydı.[23] Kapgan’ın istekleri, Çin’deki iktidarın çıkarına uygun olmadığı için, İmparatoriçe Wu bu taleplerin reddi için önemli bir mevki sahibi olan Tien-Kuai-tao elçi olarak Türk iline gönderilmişti. Kapgan talebinin reddi üzerine öfkelenmiş ve elçinin öldürülmek üzere derhal tutuklanmasını buyurmuştur. Tonyukuk, elçiyi öldürmenin yararlı olmayacağını söyleyerek Kapgan Kağan’ı verdiği karardan vazgeçirmiştir. Ancak Çinliler mecbur kalarak, Kapgan’ın isteklerini yerine getirdi, Göktürk ve Soğdlu aileler Türk ülkesine gönderildi.[24] Ancak İmparatoriçe Wu, Tang Hanedanı’ndan birini yollamak yerine, kendi ailesinden bir prensi damat olarak ortaya sürünce, Kapgan Kağan bu hileye öfkelenmiş olacak ki, yanında bulunan Çin Generali Yen-Çi Wei’i Çin Kağanı ilan ederek, ordusuyla Çin topraklarında göründü. (698) [25] Kapgan Kağan 100 bin kişilik ordusu ile Çin’in Kuei-Çu, Tan-Çu, P’ing-Çu gibi eyaletlerini otuz defa vurdu. Kapgan Kağan ile ordusunu bir türlü durduramayan İmparatoriçe Wu, eğer her kim Kapgan Kağan’ı öldürürse, kendisine prens unvanı verileceğini fermanında açıkladı. Bu sırada hücumlarına devam eden Kapgan Kağan, Chao eyaletini kuşattı. Müdafaa etmeye çalışan Vali Yardımcısı T’ang Po-Jo’nun girişimleri yetersiz kaldı ve Göktürklere teslim olmak zorunda kaldı. Arkasından Hsiang eyaletine giren Kapgan, burayı da yağma etti.[26] Kapgan Kağan’ı bir türlü durduramayan İmparatoriçe Wu, bertaraf ettiği T’ang sülalesinden kalan Chung Tsung adlı bir prensi başkente davet edip, ona Sarı Irmağın kuzeyinin başkumandanlığı vazifesini verdi. Böylece T’ang Hanedanı’na mensup prens, aldığı görevle birlikte hanedanının yok olmasını önlemiş oldu. T’ang Hanedanı 907 senesine değin varlığını sürdürecektir. Tang Prensi, Kapgan’ı durdurmaya muvaffak olamamıştır. Kapgan daha Çin ordusu hareket etmeden Chao ve Ting eyaletlerini yağmalamış ardından Wu-hei-Thao denilen askeri bölgeyi ele geçirerek geri döndü.[27]

Artık bir cihan devletinin hükümdarı olan Kapgan, devlet idaresinde değişikliğe gidip, kardeşini Sol Kanat Şadı, ağabeyi Kutluğ’un oğlu Bilge’yi Sağ Kanat Şadı, Oğlu İnal’ı her iki şadın üstünde Küçük Kağan ilan etti. Bu vazifelerin verilmesinin ardından Kapgan Kağan kendisini tıpkı I. Göktürk devrinde Taspar (Ta-Po) Kağan (572-581) gibi ‘’Kağanlar Kağanı’’ ilan ediyordu. 699’da batıdaki On Ok kabilelerinden Türgişler ayaklanmışlardı. Türgiş Beyi Üç İlli (U-che-le), Issık Köl ve İli Nehri etrafını kendisine üs seçti. Çin’den de destek bulmak amacıyla oğlunu Çin imparatoriçesinin yanına yolladı. Ama bu isyan onlara pahalıya patladı. Çünkü Kapgan gibi büyük bir kağan ile boy ölçüşmeye kalkıştılar ve Türgiş Beyi Üç İlli (U-che-le) yakalanıp, tesirsiz hale getirildi. Ancak yüksek bir dünya görüşüne sahip olan Kök Türkler, buraların kargaşa içerisinde kalmasını istemediklerinden yeniden düzene soktular.’’[28] Türgişlerle yapılan Bolçu Muharebesi’nin ardından, isyan eden çeşitli Türk boyları tekrardan Kapgan Kağan’a tabi oldu. 700 senesine gelindiğinde Sağ Kanat Şad’ı Bilge, bir Moğol kavmi olan Tangutların üzerine yürüdü ve bu kavmi ağır bir yenilgiye uğrattı.

Aynı sene içinde Kapgan Kağan, Lung-you bölgesine yaptığı akından 10 binden fazla at elde ederek ülkesine geri döndü.  Kapgan Kağan’ın bu yağmalamaları üzerine Çin, yeni tedbirler aradı.  İleri gelen devlet adamlarından Wei-Yüan-chung, Ling-Wu bölgesi hareket ordusu kumandanı ve An-pei bölgesi büyük genel askeri valisi Hsiang Wan-tan da, Tien-ping bölgesi birinci komutanı olan bütün Çin ordularını idare etme vazifesini üstlendiler.[29] Gerçekleşen bu seferde Çin ordusu mağlup olmuş ve Wei Yüan-chung, Kül Tegin’e esir düşmüş, Kül Tegin’de Wei-Yuan-Chung’u Kapgan Kağan’a sunmuştur. Wei Yüan-chung Kül Tegin Abidesinde ‘’Ong Tutuk’’ diye zikredilip, mevzubahis abide de kendisinden şöyle söz ediliyordu:

‘’Çinli Ong vali, elli bin asker geldi, Iduk Başta savaştım. O orduyu orada yok ettim.’’[30]

Başarılı olamayan bu generaller geri dönünce akınlarını tamamlamış olan Gök-Türk ordusu kendi topraklarına ulaştı.[31]

Kapgan Kağan’ın siyasetinin üçüncü hedefi, Asya’nın neresinde Türk varsa, hepsini Türk devleti bayrağı altında toplamaktı. [32] [33] Gerçekleşmesi için Maveraunnehr’in tam olarak alınması icap ediyordu. Coğrafi mevki, iklimi, verimli topraklarıyla, zenginliği bütün kaynaklarda övülen Maveraunnehr’de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yoktu.[34] Zira Türk soylu ailelerin yönettiği şehir krallıkları 675 senesinden beri Maveraunnehr’de girişimlerde bulunan Arap kumandanlara karşı kendilerini başarı ile savunmaktaydılar. Tonyukuk, İnal ve Bilge tarafından yönetilen, Batı Gök-Türk ordusu önce Seyhun kıyılarına varmış, ardından Kızılkum çölüne girmişti.  İnal Kağan kumandasındaki bir kısım kuvvet burada kalırken, Tonyukuk güneye ilerleyip, Türgiş başbuğu So-Ke’nin idaresindeki Soğd Halkını ele geçirdi.[35] 701 senesinde de Gök-Türk ordusu, Demir Kapı’ya ulaşmış oluyordu. Demir Kapı, milattan önceki zamandan beri İran-Turan ülkeleri arasındaki kabul edilen sınır idi. Maveraünnehr seferi münasebetiyle Orhun kitabelerinde ilk defa Müslüman Araplar (Tezik) zikredilmiştir.[36]  Prof.Dr İbrahim Kafesoğlu’nun aktardığına göre; bu ad, İranlıların Araplara verdikleri Tazi adından / Tayy adlı Arap kelimesinden / gelen Tezik, Türkler tarafından sonraları İranlılar için kullanılmıştır.[37] (Tacik) Bu Tezik adının Göktürklerin Maveraunnehr seferi zamanında, Keş şehrinde karargâh kurmuş olan, Horasan valisi Yezid b.Muhelleb ile (673-720)[38] ilgili olması muhtemeldir. Kapgan Kağan’ın oğlu İnal Kağan kumandasında bir kuvvet, Arap hücumuna karşı orada bırakıldı ancak Yezid.b Muhelleb’in ordusu herhangi bir hücum girişiminde bulunmadı.  Bu yıllarda Batı Göktürk ordusu Maveraunnehr bölgesinde akın ederken, Doğu Göktürk ordusu boş durmamaktaydı.  Prof.Dr Ahmet Taşağıl’ın aktardığına göre: Kapgan Kağan 702 senesinin ilkbaharında Çin’in Yen ve Hsia eyaletlerine akın yaptıktan sonra Shih-ling’e saldırıp, Ping eyaletini kuşattı.[39] İmparatoriçe Wu’nun, Kapgan Kağan’ın gerçekleştirdiği akınlara karşı aldığı tedbirler hiçbir işe yaramamış,  Çin’in ordusu, Göktürk ordusuna karşı koymaya cesaret edememişlerdir. Akınlarına devam eden Kapgan Kağan, Tai ve Hsin eyaletlerini yağmalamıştır. 703 yılının ilk aylarında Kapgan, akına devam etmenin daha fazla faydası olmayacağını düşünerek, Çin ile olan münasebetlerini değiştirmeye karar verip; Çin’e Bağa Tarkan’ı elçi olarak gönderip, yeni bir evlilik ittifakı teklifinde bulundu.[40] Damat olarak istenen kişi T’ang Hanedanı veliahtının oğlu idi.

Sunulan evlilik teklifi Çin sarayı tarafından değerlendirildi ve nihayetinde kabul edildi. Kapgan Kağan bu teklifin kabulünden memnuniyetini göstermek adına bin at ve ileri gelen Gök-Türk devlet adamlarından İ-li-t’an-kan’ı Çin sarayına gönderdi. İ-li-t’an-kan, evlilik teklifinin kabul edilmesinden dolayı Kapgan Kağan’ın, İmparatoriçe Wu’ya teşekkürlerini iletti. Göktürk elçisi, Çin ülkesinde ciddi bir itibar görmüş olup, kendisi adına düzenlenen eğlencelerin ardından mühim hediyeler ile Türk ülkesine geri gönderildi.  Ayrıca aynı sene, Basmılların vergilerini ödemeyip, isyan ettikleri için Sağ Kanat Şad’ı Bilge’nin 20 yaşındayken Basmılların üzerine sefer gerçekleştiğini ve bu Göktürk seferinin neticesinin başarı olduğunu Basmılların tekrar Göktürk hâkimiyeti altına girmiş olduklarından biliyoruz.

705 senesinde Göktürk-Çin münasebetlerini değiştiren bir gelişme meydana geldi.  T’ang hanedanına mensup prenslerden Li Kong-ti, İmparatoriçe Wu’yu öldürttü, kafasını kestirdi, halka attı.[41] Çin tahtına oturan yeni imparator Hiuan Song (Chung Tsung)[42] Türklere olan olumsuz tutumu 703 senesinde başlayan Türk-Çin sulh sürecini sonlandırdı. Kapgan Kağan’ın 706 senesinde Çin’e akın ettiği görülüyor. Çin’in ileri gelen generalleri, Kapgan Kağan’ı durdurmaya çalıştılarsa da mağlup olup, çekilmek durumunda kalmışlardır.  Çeşitli Çin kaynakları bu savaşlar sırasında 6 bin ila 10 bin arasında insanın öldüğünü kaydetmektedir.[43] [44]  Yüan ve Huei gibi çeşitli eyaletleri de yağmalayan Göktürk kuvvetleri Lung-you bölgesini de yağma ettiler. Ciddi bir ganimet elde ettikten sonra Kapgan, Türk ülkesine geri döndü. Göktürk saldırılarından iyice yılan Çin’in yeni İmparatoru daha önce kabul edilmiş olan evlilik teklifini reddetti.[45] 698 senesinde dönemin İmparatoriçesi Wu bu zamanlarda Göktürk hücumlarından bıktığı için  ‘’Kapgan Kağan’ı öldürene Prens ünvanı vereceğim’ demişti.  705 ya da 706 senesinde aynı fermanı bu defasında İmparator Hiuan Song’dan görmekteyiz. Kendisi, tıpkı İmparatoriçe Wu gibi, Göktürk saldırılarından bıkmıştı. Bu arada evlilik teklifinin reddine kızan Kapgan Kağan, Çin casusu olduğu düşünülen Çinli memur Ts’ang Ssu-yen’i Türk ilinde yakalatıp, öldürttü.  Bu sıralarda da Tonyukuk’un vazifesinden alındığını görüyoruz.[46] Ancak 716 ya da 717 senesinde Bilge Kağan, Tonyukuk’a iade-i itibar sağlayacaktır. Tonyukuk’da vazifesini ölünceye kadar(725) senesine kadar sürdürecektir. 708 senesinin son aylarında Göktürk ordusunu Çin’de görmekteyiz. Bu sıralarda batıdaki Gök-Türklere gönderilen Feng Chia-ping adlı kişi de öldürüldü. Aslında Turgişlere gönderilmiş bu kişinin casus olma ihtimali kuvvetlidir.[47]

709 senesinde Çik ve Az boylarının isyana kalkıştığı ancak isyanların Bilge Şad tarafından bastırıldığı görülmektedir. Çik boyuna yapılan seferin Kül Tegin abidesinde anlatılmayıp, yalnızca Bilge Kağan abidesinde anlatılmış olması; Kül Tegin’in Çik seferine katılmamış olma ihtimalini göstermektedir. 710 senesinde Kapgan Kağan’ın ikinci Kırgız seferine çıktığını görüyoruz.  Kırgız seferinden başarıyla ayrılan Kapgan Kağan, Kırgız seferinin hemen ardından Türgişlere akın etti. 699 senesinde Göktürk ordusu tarafından Bolçu’da mağlubiyete uğrayan Türgişlerle 711 senesinde yine Bolçu civarında muharebe edildi ve yine Göktürk ordusu muharebeden galip ayrıldı. 2.Turgiş seferi Bilge Kağan abidesinde şöyle anlatılmaktadır: O yılda Turgişe doğru Altın ormanını aşarak İrtiş nehrini geçip yürüdüm. Turgiş kavmini uykuda bastım. Turgiş kağanının ordusu ateş gibi, fırtına gibi geldi. Bolçuda savaştık, Kağanını, yagbusunu, şadını orda öldürdüm. İlini orda aldım.[48] Chung Tsung öldüğü vakit, yerine Juei Tsung Çin tahtına oturmuştu. Kapgan Kağan, yeni İmparatorla evlilik ittifakı yapmak istedi. Bu teklif Çin sarayında tartışıldı, sonunda kabul görüldü. Evlilik teklifinin kabulünden memnun olan Kapgan, oğlu Yang-wo-chih Tegin’i ikamet etmek üzere Çin sarayına yolladı.[49] Çin’e karşı tavır değiştirilen politikanın temel nedeni ise ülkesinde artık sık sık boyların isyana kalkışması kaynaklıdır. Bunun yanı sıra Kapgan Kağan, evlilik için Türk ülkesine gelen prensesin T’ang hanedanına mensup olmayışına aldırmadı.[50] Bunun sebebi de yine Türk ülkesinde birbiri ardına patlayan isyanların sıklığıdır. Ancak Çin’de bir İmparatorluk değişimi oldu ve Juei Tsung tahttan uzaklaştırılıp, yerine Hsüan Tsung getirildi. Bu yeni İmparatorun, ilk işi Türklerle olan evlilik ittifakını reddetmek oldu. Buna rağmen Kapgan’ın eskiden olduğu gibi Çin’e karşı atak siyasetini gerçekleştiremediğini görmekteyiz. 711 senesinde bir de Batı’da ikinci bir Maveraunnehr seferi görmekteyiz. Bu sefer, Arap ordularının kesin zaferi ile neticelenir. İslam Kaynaklarında Hakanın oğlunun bir gece baskınında bozguna uğradığı bildirilmektedir[51] veya mağlup olanın Kül Tegin olduğu bildirilmiştir.[52] Son olarak da Kapgan Kağan’ın mağlup olduğu ileri sürülmüştür.[53] Kapgan Kağan, Kül Tegin ve de Bilge Kağan’ın o tarihlerde Maveraunnehr’de olmalarının ihtimali yoktu. Çünkü hepsi de çeşitli Türk boylarının isyanları meşgul idiler. Bu durumda, 712 yılında Soğd kuvvetleri başında Araplara yenilen kumandanın bir Türgiş başbuğu olabileceği neticesine varılmıştır.[54] [55]

713 senesinde ise Göktürkler, isyan halindeki Türk boylarından olan Karluklar ile muharebeye girişti. Muharebeyi Göktürk ordusu kazandı. Muharebeyi kaybeden Karluklar ise, Göktürklerden kaçarak Çin’e sığındılar.  714 senesine gelindiğinde İnal Kağan, Kapgan Kağan’ın kız kardeşinin kocası Shih-Shih-pi ve T’ung-o Tegin Beşbalık’ın kuzeyine akına giriştiler. T’ung-o Tegin öldürülürken, Shih-Shih-Pi, Türk ülkesine geri dönmeyi cesaret edemeyip, eşi ve oğullarıyla birlikte Çin’e sığınmayı tercih etmiştir.  Bundan bir hayli memnun olan Çin imparatoru, Shih-Shih-pi’yi Generalliğe yükseltmiştir.  Bu yıllarda Mogol kabileleri Kitan ve Hsilerin de Göktürklere bağlandığını görüyoruz.  Kapgan Kağan’ın çok yaşlandığını ve de halkına çok sert davrandığı görülmektedir. Bu durum, Göktürk ülkesinde sükûnet her geçen gün daha da uzaklaştırıyor ve isyanların sıklığını arttırıyordu. Karluklar ve birkaç Türk boyu da 715 senesinde Çin’e vassal olmak için başvurdular.[56] Çin İmparatoru teklifleri kabul etti. Ancak, kendileri için çok önemli stratejik mevkilerde Gök-Türk ülkesi sınırları içerisinde oturmalarını istedi.[57]  Göktürkler ile diğer Türk boyları arasındaki iplerin iyice kopması üzerine, Kapgan Kağan daha sert tutumlara girişerek, isyan eden Türk boylarına karşı saldırılarını iyice şiddetlendirdi. Bu devirde, Göktürklerin vassal yerleri dahi, Türklerden ayrılıp Çin’e tabi oldular. Türklerden ayrılıp, Çin’e tabi olanlar arasında Kapgan Kağan’ın damadı bile bulunmaktaydı. Bu sıralarda Kapgan Kağan ise ülkesinde isyan eden Oğuzları şiddetle bastırmış, Oğuzlardan geriye kalanlar ise Çin’e sığınmışlardı. Çin İmparatorunun Kapgan Kağan’ın ortadan kaldırılması için isyancılara çeşitli unvan ve hediyeler verdiği malumdur. 716 senesinde Mo-Ço(Kapgan) yeniden kuzeyde Dokuz Boy’dan Pa-i-ku’lar(Bayırkular) ile Tu-Lo (Tola) nehri kenarında savaştı ve Pa-i-kular ağır bir yenilgiye uğradı. Mo-Ço aldığı zaferden sonra kibirlendi herhangi güvenlik önlemi almadan dikkatsiz biçimde geri dönmek için yola çıktı. (Yolda) bir salkım söğüt ormanında Pa-i-kuların Hie-çi-lie adındaki kaçak bir askere rastladı. Birden bu asker saklandığı yerden çıkıp, Mo-Ço’nun başını kesti. Sonra, elçi olarak barbarların yanında bulunan Ho Ling- ts’uan ile birlikte Mo-Ço’nun başını Çin başkentine götürdü.[58] Kapgan Kağan’ın ölümü ardından Göktürk tahtının sahibi Kapgan’ın oğlu İnal Kağan oldu. Ancak bu Kağan, kağanlık için gereken dirayeti sergileyemediğinden ötürü Kül-Tigin’in gerçekleştirdiği darbe ile yakınlarıyla beraber öldürülmüştür. İnal Kağan yerine de Bilge, Türk Kağanı ilan edildi ve 734 senesinde zehirlenip ölünceye kadar Türk ülkesinde hüküm sürdü.

Dipnotlar 

[1] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 109.

[2] Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s. 34-35.

[3] A.g.e, s. 35.

[4] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 327.

[5] A.g.e, s. 327.

[6] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınevi, 2017, s. 245.

[7] Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s. 36.

[8] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 111.

[9] Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s. 22.

[10] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 343.

[11] Umay Türkeş-Günay, Türklerin Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara, 2015 s. 139.

[12] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017, s. 246-247.

[13] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 112.

[14] Wolfram Eberhard, Çin Tarihi, TTK, Ankara, 1947, s. 207.

[15] Cihad Baban, Çin Tarihi,  Milli Mücadele ve Türk Kahramanları Yayınları, İstanbul, 1983, s. 55.

[16] Liu Mau Tsai, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, Selenge Yayınları, İstanbul, 2011, s. 297.

[17] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017, s. 247.

[18] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 346.

[19] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017, s. 248.

[20] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II, III, TTK, Ankara, 2014 s. 346.

[21]  Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s. 56.

[22]  Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II, III, TTK, Ankara, 2014 s. 347

[23] A.g.e., s. 348.

[24] A.g.e.

[25]  İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 113.

[26] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II, III, TTK, Ankara, 2014 s. 350.

[27] A.g.e., s. 351.

[28] Saadettin Gömeç, Türk Büyükleri XVII / Kapgan Kağan, Orkun, Sayı 70, İstanbul 2003

 [29] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 353

 [30]  Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s.40

 [31]  Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 353

 [32] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 112

 [33] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017, s. 246-247.

 [34]  İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 114

 [35]  Edouard Chavannes, Batı Türkleri / Çin Kaynaklarına Göre, Selenge Yayınları, İstanbul, 2013, s.67

 [36] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s.115

 [37] A.g.e, s. 115

 [38] Fatma Odabaşı, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII s.522

 [39 Ahmet Taşağıl,  Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s. 353

 [40]  A.g.e, s. 354

 [41] Cihad Baban, Çin Tarihi,  Milli Mücadele ve Türk Kahramanları Yayınları, İstanbul, 1983, s.56

 [42] A.g.e, s. 56

 [43] CTS 194A S.5170 (Aktaran: Ahmet Taşağıl, Göktürkler I, II, III, TTK, Ankara, 2014, s.354)

 [44] HTS 215A, S.695 (Aktaran: Ahmet Taşağıl, A.g.e, s. 354)

 [45] Ahmet Taşağıl, A.g.e, s. 355

 [46] Ali Ahmetbeyoğlu, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017, s.272

 [47] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s.356

[48] Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983, s.40,41

 [49] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s.356

 [50] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s.357

 [51]  Josef Marquart, Die Chronologie der alttürkischen Inschriftten, s.8 (Aktaran: İbrahim Kafesoğlu)

 [52] W.Barthold,  Die akttürkischen Inschriften und die arabischen Quellen, ATİM, II,s. 10 vd; krş aynı. Müell., Turkestan down to the Mongol Invasıon, s.187 (Aktaran: İbrahim Kafesoğlu)

 [53] S.G Klyaştorniy, Orhun Yazıtlarına Göre Orta Asya Milletlerinin Araplara Karşı Mücadelerine Dair, s.772 (Aktaran: İbrahim Kafesoğlu)

 [54] Akdes Nimet Kurat, Kuteybe b.Muslim’in Harezm ve Semerkand’ı zaptı, s.385-422

[55]  İsmail Yiğit,  Kuteybe b.Müslim, TDV İslam Ansiklopedisi, s.410-411

[56] Ahmet Taşağıl, Göktürkler I,II,III, TTK, Ankara, 2014, s.358

[57] HTS 215A, s.6048; CTS 194A, s.5173 (Aktaran Ahmet Taşağıl)

[58] Liu Mau Tsai, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, Selenge Yayınları, İstanbul, 2011, s. 238

 

Kaynakça

AHMETBEYOĞLU, Ali, Altaylardan Kafkaslara Türk Devletleri, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2017.

BABAN, Cihad, Çin Tarihi, Milli Mücadele ve Türk Kahramanları Yayınları, İstanbul, 1983.

CHAVANNES, Edouard, Batı Türkleri / Çin Kaynaklarına Göre, Selenge Yayınları, İstanbul, 1983.

EBERHARD, Wolfram, Çin Tarihi, TTK, Ankara, 1947.

ERGİN, Muharrem, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1983.

GÖMEÇ, Saadettin, ”Türk Büyükleri XVII / Kapgan Kağan”, Orkun, Sayı 70, İstanbul, 2003.

GUMILEV, L.N., Hazar Çevresinde Bin Yıl, Selenge Yayınları, İstanbul, 2003.

GÜNAY-TÜRKEŞ, Umay, Türklerin Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara, 2015.

KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017.

KURAT, A. Nimet, Türkler Ansiklopedisi Cilt III.

KURAT, A.Nimet, Kuteybe Bin Müslim’in Hvârizm ve Semerkand’ı Zabtı. (Hicrî 93-94-Milâdî 712)

MAU-TSAI, Liu, Çin Kaynaklarına Göre Doğu Türkleri, Selenge Yayınları, İstanbul, 2011.

ODABAŞI, Fatma, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII.

ROUX, J. Paul, Orta Asya Tarih ve Uygarlık, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2001.

TAŞAĞIL, Ahmet, Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları, Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2017.

TAŞAĞIL, Ahmet, Göktürkler I,II, III, TTK, Ankara, 2014.

YİĞİT, İsmail, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XXVI.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?