İstanbul’un Fethinin 500. Yıl Dönümü Nasıl Kutlandı?

29 Mayıs 1453’te Osmanlı Sultanı II. Mehmet (Fatih) ve ordusu tarafından ele geçirilen Konstantinopolis, payitahtın başkenti yapılmış ve zaman içerisinde İstanbul adını almıştır. Yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Osmanlı’nın önce fiili işgal başkentine, ardından da resmen işgal edilen başkentine dönüşmüştür. 16 Mart 1920’de resmen idareye el konulmuş, 6 Ekim 1923’te, son işgal kuvvetinin şehirden ayrılmasından iki gün sonra, Şükrü Naili Paşa komutasındaki üçüncü kolordu İstanbul’a girmiştir.

İstanbul’un Türkler tarafından alınmasının ardından 29 Mayıs’a özel bir kutlama 1914 yılına kadar yapılmamıştır. 23 Temmuz 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet sonrası iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi, toplumdaki Türk milliyetçiliği bilincini uyandırmak ve milli birliği sağlama gayesiyle çeşitli bayramlar ve kutlamalar tertip etmiştir. İstanbul’un Türkler tarafından alınmasına yönelik ilk kutlama Mayıs 1914’de yapılmıştır. İlk kutlamalar çerçevesinde Ayasofya’dan Fatih’e doğru yürüyüş gerçekleştirilmiş, Fatih’te Türk Ocağı adına Hamdullah Suphi Bey’in Türklük vurgulu konuşması, kutlamalara damga vurmuştur. Kutlamaların ilkinin şehrinin alınışının 461. yılında yapılıyor olması – yani 1914’te- manidardır. Genelde bu tarz büyük kutlamalar 10. yıl, 50. yıl, 100. yıl gibi daha özel yıllarda yapılmaktadır. Kutlamaların bu tarihte yapılması, yaklaşan dünya savaşına karşı Türk halkının birlik ve beraberliğini sağlamak, Türklük duygusunu canlı tutmaktır.

1923’te Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi ile Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmiş ve yeni bir döneme girilmiştir. 1938’e kadar süren Atatürk döneminde, İstanbul’un fethi kutlanmamış, eski devletin ve eski yönetimin izleri ön plana çıkartılmak istenmemiştir. 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, modern ve laik bir ulus devlet modeli taşımaktadır. Bu sebeple yapılan devrimlerle ulus devletin kuruluş aşamasındaki önemli günlerin bayram olarak kutlanması benimsenmiştir.

İstanbul’un fethine yönelik 500. yıl dönümü yaklaşırken, 1939 yılında İsmet İnönü’nün isteği üzerine başlatılmıştır. İstanbul Valili, gelen bu talimat üzerine bir komisyon kurup Fatih Sultan Mehmet döneminden kalan tarihi eserlerin imarını öngören bir proje üzerinde çalışmaya başlamıştır. Ancak projenin maliyeti 150 milyon liraya kadar çıkınca çalışmalar ertelenmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği dönemde ise bu kez Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in başkanlığında bir komisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı proje oldukça kapsamlı ve etkileyici düzeydedir. Proje kapsamında, dünyanın dört bir yanından birçok bilim insanının katılımıyla Fatih ve İstanbul konulu konferansların düzenlenmesi, Uluslararası İstanbul Sergisi’nin açılması ve İstanbul’da Olimpiyat Köyü oluşturularak Yaz Olimpiyatları’nın Türkiye’de yapılması hedeflenmiştir. Kimi kaynakta 1945 Yaz Olimpiyatları, kimi kaynaklarda ise 1954 Yaz Olimpiyatları belirtilmiştir. İki tarih de hatalıdır. Dört yılda bir yapılan Yaz Olimpiyatları 1944 ve 1948 yılında İkinci Dünya Savaşı münasebetiyle yapılamamış, 1952’deki olimpiyatlar Londra’da, 1956’daki olimpiyatlar da Helsinki’de yapılmıştır. Bu sebeple Türk yetkililerin hedeflediği yıllar muhtemelen 1952 veya 1956’dır. Tüm bu projelerin maliyeti 200 milyon lira olarak tahmin edilmiştir. Ancak Türkiye, cihan harbinin dışında kalmasına karşın maddi imkânsızlıklar sebebiyle bu projeyi gerçekleştirecek güce sahip değildir. Bu sebeple bu proje de rafa kaldırılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra fethin 500. yılı kutlamalarına yönelik ilgi tekrar artmış, Milli Eğitim Bakanlığı yeniden devreye girmiştir. Bu kez de Fatih Sultan Mehmet’in heykelinin yaptırılması, müzeler ve sergiler açılması gündeme gelmiştir. Ancak somut bir netice yine alınamamıştır. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in 16 Şubat 1945 tarihli konuşmasında tarihi eserlerin bakım ve onarımı için hükümetin Türkiye genelinde 1.5 milyon liralık harcama yaptığını belirtmiştir.

Mart 1950’de CHP iktidarı tarafından İstanbul’un Fethinin 500. Yılı ve Müteakip Fetih Yıllarını Kutlama Derneği kuruldu. Derneğin faaliyet alanı, 500. Yıl kutlamalarının yanı sıra Fatih’in heykelini yaptırmak, tarihi eser ve abidelerin tamirini sağlamak olarak belirlenmiştir. Dernek yönetimi her türlü meslek grubuna bağlı kişilerden oluşmakta ve dönemin ünlü gazetecileri de üyeleri arasında yer almaktaydı.

İki ay sonra yapılan seçimler, Türkiye’de ilk kez iktidar değişikliği ile sonuçlandı ve Demokrat Parti iktidara geldi. DP’nin iktidara gelişinden iki ay kadar sonra, İstanbul’un Fethinin 500. Yılı ve Müteakip Fetih Yıllarını Kutlama Derneği yararlı dernek sayılarak çalışmalarını devam ettirmesine izin verildi. Ancak derneğin yaşadığı maddi yetersizlikler devam etmekteydi. Dört komite halinde çalışmalarına devam eden dernek, 18.5 milyon liralık bir bütçe arzu ediyordu. Çalışmalar devam ederken derneğin yaptırmış olduğu bir anket de göze çarpmaktadır. Fatih’in heykelinin nereye yapılacağı konulu ankete beş binden fazla kişi katılmıştır. Anket sonuçlarına göre Saraçhanebaşı seçilmiş ancak dernek başkanı Aziz Ogan, Rumeli Hisarı’na yapılması fikrini savunmuştur.

Derneğin diğer faaliyetleri arasında, Fatih Sultan Mehmet döneminde yazılmış musiki eserlerin bir araya getirilmesi konusunda çalışmalar yürütmüştür. Ayrıca sinema alanında da Atlas Film Kolektif Şirketi tarafından İstanbul’un fethi ile alakalı bir film çekilmiştir. Aydın Arakon’un yönetmenliğinde ‘’İstanbul’un Fethi’’ adında çekilen film, siyah beyaz olarak çekilmiş ve 95 bin liraya mal olmuştur. Film, çekildiği yıl göz önüne alındığında teknik olarak başarılı olarak nitelendirilmiştir.

1952 yılında da İstanbul’un fethinin 500. Yıl dönümüne yönelik hazırlıklar istenilen seviyeye ulaşmamış, derneğin nisan ayında yaptığı kongresinde 400 üyesinden yalnızca 35’i katılmıştır. Haziran ayında eski idare heyetinin istifasıyla yeni heyet seçilmiş, maddi imkânsızlıklardan yakınılmıştır. Üyelerden İsmail Hami Danişmend’in açıklamasına göre, hükümetin vermeyi taahhüt ettiği 17 milyon liralık bütçeden kısılarak 623 bin liraya indirildiği görülmektedir.

Fethin 500. yılını ifade eden 1953’e gelindiğinde ise ilerlemelerin yetersiz kaldığı görülmektedir. Hükümetin maddi desteğini esirgemesine karşın Fetih Derneği, üzerinde Fatih Sultan Mehmet’in resminin bulunduğu bin adet altın bastırmış, altınlar Merkez Bankası’na teslim edilmiştir. Ayrıca sınırlı sayıda rozet basılarak tanesi 2.5 liradan satışa sunulmuştur.

500. yıl kutlamaları 29 Mayıs 1953’te sabah 10.00’da başlamış ancak katılım şaşırtıcı düzeyde düşük olmuştur. Protokolün bir numarası Cumhurbaşkanı Celal Bayar, törenlere katılmayarak kutlama mesajını tercih etmiştir. Başbakan Adnan Menderes ise Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth’in taç giyme törenine katılmayı tercih etmiştir. Törene katılanlar arasında, İstanbul Valisi, Milli Eğitim Bakanı, elliye yakın milletvekili, rektörler, bazı askerler ve Hristiyan dini temsilcileri bulunmaktadır. Törenlerin ardından 1472’de Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Çinili Köşk’ün müzesi açılmıştır. Müzede, Fatih’in fermanları, kılıçları ve kitapları bulunmaktadır. Aynı gün üniversitelerde Sultan Fatih’in ilme verdiği önem bilimsel sempozyumlarla vurgulanmıştır.

Kutlamaların ardından yurtiçi ve yurtdışından çeşitli tepkiler hükümete yöneltilmiştir. Yunanistan cephesi kutlamalara Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın katılmamasını oldukça olumlu bir gelişme olarak nitelendirmiş, kutlamaların Türk-Yunan münasebetlerine zarar vermeyeceği vurgulanmıştır. Türk basınında ise eleştiri okları fırlatılmış, hükümet ağır bir şekilde topa tutulmuştur. Muhalif Ulus gazetesi ‘’Biz Bu Acıyı 500 Yılda Bile Unutmayacağız’’ manşetiyle çıkmıştır. Vatan gazetesi de ‘’İstanbul’un Fethinin Nasıl Kutlamalıydık’’ başlıklı bir yazıyla okurlarının karşısına çıkmıştır. Yazıda, kutlamaların yetersiz olduğu olduğu, bir sonraki kutlamalar için yapılması gerekenler belirtilmiştir. Hürriyet gazetesinin de eleştirileri basında geniş yer almıştır.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün talimatıyla 1939’da başlayan fethin 500. yıl hazırlıkları maddi imkânsızlıklar ve İkinci Dünya Savaşı sebebiyle çok yavaş ilerlemiş hatta durma noktasına gelmiştir. Ancak dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in de çabasıyla çalışmalar hızlandırılmıştır. 1950’deki iktidar değişikliği de çalışmaların devamlılığını etkilememiş üstelik daha büyük umutlar bağlanmıştır. Ancak dönemin hükümeti çalışmalara yeterli desteği vermemiş, maddi sıkıntılar bitmemiştir. Tüm bunlara karşın 1953’teki 500. yıl törenleri büyük bir arzu ile gerçekleştirilmiş ancak hükümetten üst düzey bir katılım olmamıştır. Henüz Yunanistan ile ikili ilişkilerin kötüleşmediği bir döneme gelen kutlamalarla hükümet, komşusunu tedirgin edecek davranışlarda bulunmamayı tercih etmiştir. Ancak ülke içerisinde çeşitli basın organlarından büyük tepkiler gelmiş, kutlamalar sönük geçmiştir. Fethin 565. yılını idrak ettiğimiz bugünlerde ise siyasi iktidarın fetih kutlamalarına büyük önem verdiği ancak bunu siyasi bir malzeme olarak kullandığı gözlerden kaçmamaktadır. İstanbul’un fethi Türk tarihinin hatta dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biridir. Sonuçları itibarıyla tüm dünyayı etkilemiş, Fatih Sultan Mehmet gibi bir dehayı ortaya çıkarmıştır.  

Kaynakça

ÖMER, Özcan, İstanbul’un Fethi 500. Yıl Dönümü Kutlama Hazırlıkları, Türk Yurdu.

TAĞMAT, Çağla Derya, ‘’Fetih Derneği ve İstanbul’un Fethi’nin 500. Yılı’’, Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, Vol. 3, No. 4, Aralık 2014.

ÜNAL, Ertan, ‘’1953’te neler yaşandı?’’ Popüler Tarih Dergisi, 550. Yıl Özel Sayısı, Mayıs 2003.

Ulus Gazetesi

Vatan Gazetesi

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?