Tarihin Silik Sayfalarından: Gündoğdu Bey

Tarihi dizilerin artmasıyla beraber, bazı tarihi şahsiyetlere verilen önem ve dikkat arttı. “Diriliş Ertuğrul” adlı dizinin sayesinde, birçok kişi tarihe az çok merak sarmaya başladı. Ertuğrul Gazi’nin kardeşi olan Gündoğdu Bey de, bu dizi sayesinde popüler kültürden payını aldı. Daha düne kadar kimsenin ismine parmak basmadığı biri olan Gündoğdu Bey, bugün neredeyse ülkemizdeki çoğu insan tarafından tanınıyor (dizi yurtdışında da gösterimi olduğu için, yurtdışında da tanıyanlar var). İsmi, bir cümleye zor sığan Gündoğdu Bey, Diriliş Ertuğrul dizisi sayesinde kurgularla ve uydurma olaylarla bir sezona sığmıştır. Diriliş Ertuğrul dizisinin Gündoğdu Bey üzerinde bıraktığı izlenim, gerçekten de içler acısıdır. Bazıları tarafından “hain” olarak yaftalanır, bazıları “yararsız” olarak söz ettiği paçası aşağı çekilir. Gündoğdu Bey’in “hain” olduğunu neye dayandırıyorlar, merak ediyorum açıkçası. Yahu, dizideki olayların neredeyse çoğu kurgudan oluşuyor. Gündoğdu Bey’in başından geçen olaylar, neredeyse hiçbir tarihi kaynakta geçmiyor. Bu da Diriliş Ertuğrul’un nasıl kurguladığını apaçık ifşa ediyor. Belki dizi sektörü açısından çok başarılı bir yapıt olabilir. Fakat tarih açısından aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çünkü çok gereksiz ve abartılı kurgular var. Bu yazımıza konu olan Gündoğdu Bey’i misal verebiliriz. Diriliş Ertuğrul dizisindeki Gündoğdu Bey hakkındaki çoğu olay kurgudan ibarettir. O yüzden diziyi dayanak gösterip, Gündoğdu Bey hakkında “hain” veya “yararsız” hükmünü veremeyiz.

Gündoğdu Bey’in tarih kitaplarındaki yeri; ya bir cümledir veya taş çatlasın bir paragraftır, ya da bir hiçtir. Ben de birkaç kitaptan Gündoğdu Bey hakkında bir paragrafı geçen bilgi aradım. Fakat ne yalan söyleyeyim, istediğime ulaşamadım. Birkaç örnek vermek gerekirse;

Ahmet Şimşirgil, Gündoğdu Bey hakkında şu bilgiyi vermiş:

“Osmanlıların atası Gündüz Alp’in oğulları Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar babalarının vefatından sonra bir müddet Pasin Ovası’nda oturmuşlardı. Bunlardan Sungur Tekin ve Gündoğdu buradan tekrar ata yurduna dönerken, Ertuğrul ile Dündar İç Anadolu’ya doğru harekete geçtiler. [1]

Halil İbrahim İnal, Ahmet Şimşirgil’den pek farklı bir şey söylediği söylenemez. Ama ilk cümlesinde, Ahmet Şimşirgil’in bahsetmediği bir bilgi veriyor:

“Babalarının vefatından sonra, Ertuğrul Gazi aşirete reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine bağlı aşiret mensuplarıyla Ahlat’a geri döndüler. [2]

Mustafa Cezar’dan da istediğim gibi farklı bilgi alamadım ama onun da bahsettiklerini size nakledeyim:

“Süleyman Şah’ın boğulması maiyetindekilerin dağılmalarına sebeb olmuştur. Bunlardan bir grup Süleyman Şah’ın Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar adındaki oğullarının etrafında toplanmışlar ve Pasin ovasındaki Sürmeliçukur’a gitmişlerdir. Bunlardan Gündoğdu ve Sungur Tekin oradan eski vatanlarına dönmüşler, Ertuğrul ise kardeşlerinden Dündar ve 400 kadar maiyeti ile Sürmeliçukur’da kalarak birçok cenklere iştirâk etmiştir. [3]

Yabancı yazar olan Johann Wilhelm Zinkeisen, hikâyeci bir anlatımla aynı şeyleri söylemiş:

“Süleyman Şah’ın zamansız ölümü ulusunun kaderini belirledi ve soyunun ortaya çıkmasında da önemli bir rol oynadı. Zira ölümünden sonra, birlik içinde anavatana geri dönüşü devam ettirmek yerine, obanın tamamı Süleyman Şah’ın dört oğlu yönetiminde her biri kendi kaderine doğru yol alan iki parçaya bölündü. Süleyman Şah’ın iki oğlu Sungurtekin ve Gündoğdu Beyler yönetiminde daha büyük olan parçası tekrar doğuya yöneldi ve huzuru atalarının topraklarında aradı. [4]

Gündoğdu Bey, Sungur Tekin, Ertuğrul Bey ve Dündar Bey’in Pasinler’den başka yerlere hareket etmesinin sebebi, bu bölgelerde Moğol saldırılarının hissedilmesidir. [5]

Safevilerin, Çaldıran Savaşı esnasında Kayı boyu tamgalı gökbayrağı bulundurduğu iddia edilir. Bu iddiayı, “Kızılbaş Ordusu” kitabının yazarı Muharrem Uçan’a yönelttiğimde; “Böyle bir şey okumadığını ve doğru olduğunu zannetmediğini” söyledi. Ben de hocamın sözlerine ekleme yaparak diyorum ki; Ben de kaynaklarda böyle bir şey görmedim ama tüm kaynakları araştırdım diye bir iddiada bulunamam. Belki sağlam bir kaynak, bu bilgiyi bir gün doğrular. O yüzden bu konu hakkında kesin hüküm vermek istemiyorum. Sadece diyorum ki; doğru olma payı da var, yanlış olma payı da. Bu iddiayı doğru kabul edip, Safevi ordularında Gündoğdu ve Sungur Tekin’in soyundan gelen Kayı askerleri bulunduğunu düşünenlerde yok değildir. Lakin bu Kayı boyu tamgalı gökbayrağın bulunması, Şah İsmail’in bir savaş hilesi de olabilir. O yüzden bu konu hakkında net bir şey söylemek için henüz çok erken…

Gündoğdu Bey ve Ertuğrul Gazi arasında ihtilaf olduğu için, Gündoğdu Bey’i yergi metinlerine mahkûm etmenin veya ona yakıştırılmaması gereken kötü sözler sarf etmenin bir manası yoktur. Kendisi hakkında kötü hüküm verecek kadar bilgi yok bir kere elimizde. Ya da ben görmedim. “Diriliş Ertuğrul” dışında, Gündoğdu Bey’in kötülüğünü kanıtlayacak bir belge veya kaynak varsa, benle paylaşılmasından memnuniyet duyarım. Ama ben çoğu kaynakta aynı bilgilere rasgeldim. Zaten kendim aktardığım kaynaklarda, neredeyse sürekli aynı şeyi söylüyor gördüğünüz gibi. O yüzden siz okuyucularımı daha sıkmamak için, daha fazla kaynak kullanmadım. Çoğunluğunda kurgulama olan Diriliş Ertuğrul’un hararetine kapılıp da, Gündoğdu’ya hakaretler savunmak doğru olmaz. Diriliş Ertuğrul’un sayesinde Gündoğdu Bey, çoğumuzun aklında yer almaya başlamış ama dizideki kurgular yüzünden onun hakkında seyirci üzerinde kötü bir izlenim bırakıldığı için, bu konu hakkındaki düşünceler de kurgulara dayanıyor maalesef. Oysa bu düşüncelerin hiçbir kaynak veya belge dayanağı yok. Demem o ki; Gündoğdu Bey, tarihimizin silik sayfalarından birisidir…

 

Dipnotlar:

[1] Ahmet Şimşirgil, Kayı – I: Ertuğrul’un Ocağı, Timaş Yayınları, İstanbul 2014, Sayfa 16.

[2] Halil İbrahim İnal, Osmanlı Tarihi, Nokta Kitap, İstanbul 2012, Sayfa 31.

[3] Mustafa Cezar, Mufassal Osmanlı Tarihi, Cilt: 1, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2010, Sayfa 36.

[4] Johann Wilhelm Zinkeisen, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Cilt: 1, Çeviren: Nilüfer Epçeli, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2011, Sayfa 46.

[5] Fahamettin Başar, “Ertuğrul Gazi”, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: 11, Sayfa 315.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?