Damat Ferit’e Suikast Girişimi

 Ülkemizde genelde yakın tarih konuşulur. Çünkü tarih alanının popülaritesinin en yüksek olduğu konu o. Ama işin garibi de şu; en çok konuşulan konu yakın tarih de, en çok bilgilerin körelttiği konu da yakın tarih. Yakın tarih biraz tehlikeli. O yüzden yakın tarihçiler bazen durgun durgun, sessiz sedasız duruyor. Bazen freni patlamış araba gibi dur durak bilmiyor. Yani zamanlamaya bırakıyorlar işi biraz. Yani yakın tarihçiler, bazı bilgilerin başında bekçi kalıyor. Zamanı gelince, gündemin gırtlağına çökertiyor bilgiyi. Ben de yakın tarihe dair bir bilgiye cila vermek istiyorum. Olayın ana karakterinde ismini okullarda çokça duyduğumuz ve “hain” vasfına oturtulan Damat Ferit Paşa var. Osmanlı’nın son dönemlerinde “sadrazamlık” görevini üstlenmiş olan Damat Ferit, Osmanlı’nın iyiliği için çalışmaya baya çelimsiz kalmıştı. Yorgun devlet olan Osmanlı’nın refahını, sadrazamına da bel bağlamak doğru olmaz zaten. Fakat Damat Ferit’in boğazına “hain” ilmeğini geçirip, Sultan Vahideddin’i boğmak doğru olmaz. Konumuz Sultan Vahideddin olmadığı için, tek cümle ile geçiştirmek zorundayım. Cila vereceğimiz bilginin baş aktörlerinden birisi Damat Ferit’in olduğunu söylemiştim. Peki, senaryo ne? Şuan yazıyı okuyanların aklında merak uyandıran soru da bu zaten. Uyanan merakı, uyku hapı verip uyutacak değilim. Merakınızı gidereyim o zaman: Senaryomuz “suikast” efendim… Konu; suikastin, az kala Damat Ferit’i nasıl ölümcül şekilde esir alacakken, son anda sıyrıldığı yani. Farkettim, merakınızı göz hapsinde tutuyorsunuz. O zaman merakınızı salın, çünkü konuya açıklık getirip, merakınızı gidereceğim.

Damat Ferit’e suikast tertip edildiğini söylemiştim zaten. Ama bu suikastin bir nedeni veya bir amacı olmalı. Onu göz önüne sermek lazım önce. Doğrusu suikastin mantığı güzel. Suikastın amacı; Damat Ferit Paşayı öldürerek, İstanbul’da iktidar mevkisinde bulunan ve bulunacak olanlara bir gözdağı vererek, bunlarca Kuva-yı Milliye hareketine ve bu hareket içinde yer alan sivil ve askerî şahsiyetlere karşı yürütülen düşmanca politika ve uygulamalar sona erdirilecekti [1]. Fikrin sahibi kısmına ismini parafe eden, yani fikrin sahibi olan kişi de yakın tarihin tartışma sahasında sıkıştırılanlardan. Çerkes Ethem, suikast fikrinin kendisine ait olduğunu söylemektedir. Çerkes Ethem’e göre, Damat Ferit Paşa’nın öldürülmesi, İstanbul’da onun gibi düşünen ve onun yolunda yürüyeceklere bir ders olacak ve artık açıktan açığa Millî Mücadele’ye karşı çıkamayacaklardı [2]. Suikast girişimi ile ilgili gazetelerde çıkan haberlere göre, bu iş Ankara’da planlanmış, ancak ayrıntılar ve gerekli hazırlıklar Bursa’daki Kuva-yı Milliye ileri gelenlerince yapılmıştı. Ayrıca, suikastı gerçekleştirecek olanlar ile onlara bu işte yardımcı olacak kişiler Bursa’dan gönderilmişti. Bu suikast girişimi öncesi ve sonrası, bu işi yapacak olanlara yardımcı olacak İstanbul’daki gizli teşkilat mensupları hep Bursa ile yazışma yapmışlardı [3].

Tamam, mantık güzel olmasına güzel. Şimdi işin asıl tarafına, yani pratiğine gelelim. Bakalım, pratik de mantık kadar güzel mi? Ayrıca fikir Çerkes Ethem’e ait ama uygulamaya geçirecek kişi Çerkes Ethem değil. Uygulamaya geçirecek kişi Dramalı Rıza Bey’dir. Peki, Dramalı Rıza Bey kim? Kısaca özet geçelim:
Kendisi bir komitacı ve Teşkilat-ı Mahsusa elemanıdır. Milli Mücadele’nin başlarında ise bir Kuva-yı Milliye’ci olarak ülkesi ve milleti için mücadele eden değerli bir şahsiyettir.

Milli direniş ve teşkilatlanmanın öncülerinden olmuştur. Onu cephelerde bir müfreze kumandanı olarak görmekteyiz. Birinci Anzavur İsyanı’nda ise isyanın bastırılmasında önemli rol oynayan bir Takip Müfrezesi kumandanıdır. Milli kuvvetlerin ihtiyacı olan silah ve cephanenin temini için Akbaş Cephaneliği’nin basılmasında önemli bir rol oynamıştır [4].

Dramalı Rıza Bey, yorgun devletin sadrazamı olan Damat Ferit Paşa’ya suikast tertib edecekti. Bu işin için gönüllü olduğunu da biliyoruz. Nerden mi? Hacim Muhittin Bey, suikastın planlanmasındaki rolü konusunda “Damat Ferit Paşayı bertaraf etmek için Dramalı Rıza’dan istifade etmeyi düşündük ve bunu kendisine teklif ettik o da memnuniyetle kabul etti. İstanbul’daki teşkilâtla (daha yakından alakası olan) arkadaşlar vasıtasıyla temas ettik. Günün birinde Rıza’yı üç kişi olarak İstanbul’a gönderdik” demektedir [5].

Suikast anına gelelim artık. Dramalı Rıza Bey, gerçekten de İstanbul’a geçip Karakol Cemiyeti’yle birlikte Damat Ferit’e suikast tertip edecekken bir ihbar sonucu yakalanıp idam edildi [6].

Suikast olayı, İstanbul’da gizli olarak kurulan ve Milli Mücadele’ye büyük hizmetleri olan Karakol Cemiyeti’ni de derinden sarsmıştır. Bu cemiyetin birçok mensubu yakalanmış, bazıları doğrudan, bazıları da dolaylı olarak suikast girişimi ile ilişkilendirilerek cezalandırılmışlardır. Karakol Cemiyetinin bazı üyeleri ise, suikast davasının dışında ayrıca yargılanmışlar ve bu yargılama süreci aylarca sürmüştür [7].

Fikirle pratiğin aynı düzlemde gitmediği bir suikast olarak tarihe geçmişti bu girişim. Her ne kadar fikir güzel olsa da suikastçiler, “ihbar” kozunun oynanacağını beklemiyordu. O yüzden başarısızlığa mahkum oldular ve idam edildiler. Bu suikastten sağ kurtulmuştu Damat Ferit. Hayatını, suikasti ihbar eden kişiye borçlu belki de. Neticede Damat Ferit’in ölüm tetiğini çekmeye ramak kala bu suikast, başarısız olmuştu ve suçlular yargılanıp idam edilmişti…

 

DİPNOTLAR:

[1] Osman Akandere, “Damat Ferit Paşaya Karşı Düzenlenen Bir Suikast Girişimi Nedeni ve Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000, Sayfa 78.

[2] Osman Akandere, “Damat Ferit Paşaya Karşı Düzenlenen Bir Suikast Girişimi Nedeni ve Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000, Sayfa 81.

[3] Osman Akandere, “Damat Ferit Paşaya Karşı Düzenlenen Bir Suikast Girişimi Nedeni ve Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000, Sayfa 79.

[4] Osman Akandere, “Dramalı Rıza Bey ve Kuzey Batı Anadolu Kuva-yı Milliye Mücadelesindeki Hizmetleri”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XIX, Kasım 2003, Sayı: 57, Sayfa 977.

[5] Osman Akandere, “Damat Ferit Paşaya Karşı Düzenlenen Bir Suikast Girişimi Nedeni ve Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000, Sayfa 80.

[6] Ümit Doğan, Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün İstihbarat Faaliyetleri: Milli Ajanlarımız, Kripto Kitaplar, İstanbul 2017, Sayfa 98.

[7] Osman Akandere, “Damat Ferit Paşaya Karşı Düzenlenen Bir Suikast Girişimi Nedeni ve Sonuçları”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 25-26, Mayıs-Kasım 2000, Sayfa 108.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?