Antik Mısır: Sfenks ve Piramitler

Öncelikle merhaba değerli okurlar. Antik Mısır: Tutankamon’un Laneti adlı yazımdan sonra “Antik Mısır” serisinin devamı olan “Sfenks ve Piramitler” adlı yazıma başlıyorum.

Yazıma sfenkslerle başlayacağım. Sfenksler, tarih boyunca çeşitli uygarlıkların farklı amaçlarla kullandıkları, boyutları değişen heykellerdir. Yunan sfenksleri, tanrı ve şeytanları temsil eder. Söz konusu olan Mısırlılar ise, genelde yatan bir aslan gövdesinin üzerine ya kartal, koç yüzü ya da firavunlarının yüzlerini kazıyorlardı. Bunlardan en ünlüsü, çoğunuzun da bildiği Giza Piramitlerinin yanında bulunan Büyük Giza Sfenksidir. Kaynaklarda “Büyük Giza Sfenksi” olarak geçse de, esas adı “Harmakis” Sfenksidir. Meşhur Giza Piramitlerinden Kefren gibi, Firavun Kefren’e ait olduğu düşünülür. Sfenksin yüzü de Kefren’in yüzüdür çoğu tarihçiye göre. Harmakis Sfenksinin fiziksel özelliklerinden bahsedecek olursak; yetmiş üç metre uzunluğunda, yirmi metre yüksekliğindedir. Sfenksin yüzü ise 5 metre genişliğindedir. Firavun Kefren’in sfenksinin yüzü, doğuya bakmaktadır. Bunun sebebi ise, içinde firavunun ruhu olduğuna inanılan sfenksin, Mısır güneş tanrısı Ra’yı herkesten önce görmesi istenmesidir. Antik Mısır’daki bir diğer sfenksler topluluğunda, dokuz yüze yakın koç başlı sfenks olduğu bilinmektedir.

Gelelim piramitlere… Mısır’da yüzden fazla piramit olduğu bilinmektedir. Günümüzden hemen hemen dört bin beş yüz sene evvel yapılan bu dev yapıların en ilgi çekenleri Giza piramitleridir şüphesiz. Mısır’ın Giza bölgesinde yer aldığından ötürü, bu piramitlere Giza Piramitleri denilmiştir. Giza Piramitleri; Keops, Kefren, Mikerinos olmak üzere üç piramitten oluşur. İçlerinden en büyüğü ve en bilineni olan Keops, UNESCO’nun seçtiği dünyanın yedi harikasından biridir. Dünyanın yedi harikası: Keops Piramidi, Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Halikarnas Mozolesi ve Artemis Tapınağı’ndan oluşur. Ve bu yedi harikadan günümüze sadece Keops Piramidi ayakta kalmıştır. Keops Piramidi, M.Ö 2800’lerde yapılmıştır. Kral Khufu’nun anıt mezarıdır. İlk zamanlar yüz kırk beş metre yükseklikteymiş ve bir kenarı iki yüz yirmi dokuz metre uzunluğundaymış. Aradan geçen dört bin sekiz yüz yılda çeşitli doğa olaylarından ötürü aşınmıştır ve günümüzde yüz otuz sekiz metre yüksekliğindedir.

Kral Khufu’nun oğlu Kral Kefren, babasına olan saygısından Kefren Piramidini, Keops’tan küçük yapmak istemiştir. Fakat ufak bir kurnazlıkla Keops’un inşa olduğu zeminden daha yüksek bir zemine inşa ettirmiştir Kefren Piramidini. Bu sayede uzaktan bakılınca en büyük, en kudretli piramit kendi piramidi olarak gözükmesini sağlamıştır. Kefren’in inşa edildiği zamanlar yüz kırk üç metre olduğu biliniyor. Şu anda ise yüz otuz altı metre uzunluğundadır. Kral Kefren, yazımızın başında belirttiğimiz gibi, inşa ettirdiği piramidin yanına, piramidi koruması için bir de kendi yüzü kazınmış dev bir sfenks yaptırmıştır.

Sıradaki piramit, Giza piramitlerinin en küçüğü olan Mikerinos. Açıkçası diğerleri kadar üzerinde konuşulacak bir şeyi yok Mikerinos’un. Atmış altı metre uzunluğundadır. Diğer Piramitlerin yanında son derece mütevazı kalır. Piramitlerin en önemli ve en ünlü olanlarını- Giza Piramitlerini- tanıttığımıza göre artık konumuzun ilgi çekici bölümüne geçebiliriz.

İnsanlar bu yapıların muhteşem olduğunu düşünüyorlar. Ama hiç kimsenin cevap veremediği bir soru var: Günümüz son teknolojisiyle bile piramitleri inşa etmek imkânsıza yakın. Ha, inşa edemez miyiz? Ederiz. Ama hidrolik vinçlerle, dev iş makinalarıyla. Peki ya bizim bu şartlarla inşa etmemiz zorken, onlar dört bin sekiz yüz yıl önce bunu nasıl yaptı? Gerçekten de kafa kurcalayıcı bir soru. İnsan teknolojisiyle yapılamayacak bir şey. Her piramit ikişer tondan iki-iki buçuk milyon kesme taştan oluşuyor. Dile kolay iki buçuk milyon… Bazı insanlar bu konu hakkında hemen “ Uzaylılar yaptılar. Bunları sadece uzaylılar yapabilir” diyorlar. Bazı tarihçiler “Dev, çamur kaplı rampalarla taşındı.” görüşündeler. Bazı tarihçilerin “rampa” görüşü kanıtlanamıyor. Eğer o kadar ağır yükü taşımak için rampa kullansalardı illa ki günümüzde o rampaların izleri, molozları bulunurdu. Tarihçilerin “rampa” görüşünü böyle çürütüyor diğer tarihçiler. Çoğu insan bu mistik olayı ya uzaylılara ya da cinlere bağlıyor. Peki, gerçeği bu olabilir mi? Tabii ki hayır. İnsanlar Amerikan kıyamet filmleriyle uzaylılara çok bağlandı. Adeta uzaylılara inananlar & inanmayanlar diye iki taraftar topluluğu oluştu dünya genelinde. Uzaylıların varlığını kanıtlamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Her sene onlarca haber yapılıyor uzaylıların varlığıyla ilgili. Uzaylıların varlığı ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım ama piramitlerin inşasının bu yolla olmadığı kesin.

Bir önceki makalemden bildiğiniz üzere Mısır Firavunu Tutankamon’un mezarı bulunduğunda, dünya genelinde çok sansasyonel bir etki yarattığını yazmıştım. Fakat bu buluştan yaklaşık otuz yıl sonra gerçekleşen “İşçiler mezarlığı” buluşu hiç de beklenen etkiyi yaratmamıştı. Antik Mısır’da köleleri, yani işçileri değil insan yerine koymak, herhangi bir hayvana verdikleri kadar dahi değer vermiyorlardı. Bulunan işçiler mezarlığında yüz binlerce köle, yığın halinde gömülmüştü. Yapılan incelemeler sonucunda, bu işçilerden hiçbirinin kırk yaşına gelmediğini, hatta çok büyük çoğunluğunun yetişkin bile olamadan vefat ettiği sonucuna ulaşıldı. İşçiler ortalama on beş yaşında ölmüştü. Hiçbirinde bizimki gibi sağlam bir iskelet yoktu. Ezik büzük omurgaları vardı. Antik Mısırlılar, bu gencecik insanları hiç çekinmeden, hiç acımadan ezici yükün altına sokup tonlarca ağırlıktaki yükleri, bu genç bedenlere taşıtıyorlardı ve bu yüzden işçilerin kemikleri bu hale gelmişti. Kölelerin hayatlarının bir değeri olmadığından bunu rahatlıkla yapabiliyorlardı. Bu dev dünya harikalarını bu şekilde, vahşice yapmışlardır. Değil uzaylılar, hatta Mısırlılara göre insan bile sayılmayan kişilerin emeğiyle, canıyla ortaya çıkmıştı bu dev yapıtlar. Herhalde aklınızda piramitlerin nasıl inşa edildiğiyle ilgili bir soru kalmamıştır. Yüz binlerce insanı kullanıp bu dev yapıtları inşa ediyorlardı. Etrafınızdaki insanlar bir daha, “Piramitleri uzaylılar yaptı!” derse onlara doğruları anlatırsınız. Hiç değilse kanıtları anlatın, onlar karar versinler.

Eski Yazarımız: Yunus Aydoğan (yunusaydogan@outlook.com)

Kaynakça:

Tarih Tıbbı Konuşturdu, Talha Uğurluel

Piramitler ve Sfenksler, Vikipedia

ve çeşitli videolarla hazırlanmıştır.

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?