Akademik Kariyer için Amatör Hazırlık Aşamaları

Konumuz üniversiteye başladığınızda ne yapacağınızı bilmeden girdiğiniz yepyeni dünyada yazdığı 3 makale ile dil bile bilmeyen 20 yıllık Yrd. Doçentler arasında kaybolmanızı önlemek. Kendinizi akademik kariyere hazırlarken nasıl bir çalışma yapmalısınız ki yüksek lisans ve devamında problem çekmeyin. Bunu yazarken mesleğim ve okuduğum bölüm gereği Tarihçilik odaklı gideceğim. Fakat rahatlıkla diğer bölümlere de uyarlanabilir tavsiyeler olacak.

Üniversiteyi ilk kazandığınızda daha önce bilmediğiniz bir ortama gireceksiniz. Kendinizde ki özgüven ile “ben akademik kariyer yapacağım.” veya “ben profesör olacağım.”  gibi şeyler söyleyebilirsiniz. Bu gayet normaldir. Ama bunu söyleyenlerin düştüğü birçok hata vardır.

Çoğu kişinin düştüğü ilk hata hocaların hepsinin ağzına bakıp “vayyyy be adam Doçent Dr. oğlum” deyip hocaları gözünüzde çok büyütmek olur. Hocalar büyütülmeyecek kişiler değil demiyorum. Lakin hepsi değil. Karşınıza 20 hatta 25 yıldır Yrd. Doç.Dr. olan kişiler çıkabilir ya da 2 yıl önce kadro almış ve bölüm başkanı havası takınan öğretim görevlileri. Unutmayın takip ettiğiniz hocalar sizin tarzınızı oluşturacak. Bunun için basit bir şekilde bölümün hocalarını hangi yayınları yapmış? Ne zaman –hangi unvanı almış? Hangi dilleri biliyor? Hangi yazıları yazmış? Tezleri ne üzerine? Var ise hangi kitapları var? Farklı ülkelerde bulunmuş mu? Hangi okullarda çalışmış? Açık bir siyasi görüşü var mı?(Bunu dememin sebebi Açık Siyasi görüşün kesin olarak tarihçiliğe gölge düşürmesidir. Bilim her açıdan tarafsız olmalıdır. Mevzu görüşün yanlışlığı veya doğruluğu değildir.)Bu soruları her açıdan çoğaltın, hocanızı yanlış gördüğünüz yerde eğer kanıtınız ve destekleyecek argümanınız varsa tartışmaktan kaçınmayın. Mesela Osmanlı’nın en iyi döneminin kime ait olduğu her zaman tartışmalıdır. II. Mehmed mi? 1. Selim mi? 1.Süleyman mı? Hocanızın burada kesin bir yargı koyarak 1.Süleyman dediğini varsayalım. Eğer siz farklı düşünüyorsanız. Sormaktan ve tartışmaktan çekinmeyin. Eğer hoca durumu açıklarsa doğru bir bilgiyi iyice kavrayıp kafanızda ki ikilemden kurtulursunuz. Eğer siz hocaya durumu açıklayıp hocanın fikrini ya da bakış açısını değiştirirseniz yine yanlış bir bilgiden kurtulmuş olursunuz. Kısacası sorgulayın, araştırın ve soru sormaktan çekinmeyin.

Diğer bir hata da şu olur. Çoğu hoca sizlere daha yeni öğrenci olduğunuzdan dolayı sizlere okuma listeleri verir ve derler ki ayrıntılı çalışmalar için bunlar önemlidir. Sizlere yardımcı olabilecek kitap isimleri verirler. İlk dönem başladığında ne yapacağınızı bilmediğinizden çoğu öğrenci hocanın verdiği her kitabı almaya ve okumaya çalışır. Bu hem maddi hem de zamansal kayıptır. Çünkü kitapları incelemek ile okumak arasında fark vardır. Okumak her sayfayı ve sözcüğü kapsarken, incelemek ilgili alanları taramayı içerir. Eğer o alan üzerine akademik kariyer hedefliyorsanız tabi ki okuyun ama her hocanın verdiği her kitabı okuyamazsınız.  Seçin araştırın dersinizi iyi notla geçmenizi sağlayacak şekilde sağlayın. Verilen o kitapların hepsini okumanız çok zordur. Bunu unutmayın. Yapmanız gereken genel bir araştırmadır. Avrupa tarihi çalışacaksanız örneğin okumanız gereken Susan Wise Bauer’dir. Ama kazara M.Bloch ya da G.Duby okursanız beyninize elektrik vermiş olursunuz.

Peki, kitapları nasıl temin edeceğiz? Eğer ekonomik durumunuz iyi ise tavsiyem basılı kitap almanızdır. İsteğe göre 1. veyahut 2.el olabilir. Fakat üniversite boyunca sadece bir ders için kullanacağınız ve sonra yüzüne bile bakmayacağınız saçma sapan kitaplar aldırılacak. Bu katıldığınız kurslar içinde geçerli. Bu durumu mantıklı hale getirmek için kitapları PDF olarak temin etmek en mantıklısı. Bu söylediğim tamamen korsan bir şey olmakla birlikte kendinize şunu söyleyin “Üniversite eğitimi çok mu ucuz da korsan kitap temin etmek çok ayıp bir şey olsun. Bunu şöyle bir örnekle belirteyim. Normal İngilizce kursa gittiğinizde 100-150 lira bandında size satılan çalışma kitaplarını siyah-beyaz kullanarak 10-15 tl civarında bastırabilirsiniz. Kimse kusura bakmasın ama bir üniversite öğrencisi için 120-130 lira çok ama çok büyük bir paradır. Bu nedenle internetteki PDF siteleri ve facebook’ta bulunan PDF gruplarını takip edin tüm kitaplarınız bulamasanız da size bayağı tasarruf yaptırır. Aldığınız PDF’i üniversite çevrelerinde sayfası 2.5-3 kuruşa bastırdığınızda 500 Sayfalık bir kitap bile 15 TL gibi bir fiyata denk geliyor. Eğer A4 kâğıda yanlamasına 2 sayfa yan yana bastırırsanız fiyat yarı yarıya düşüp 7.5 TL oluyor. Kısacası mantıklı para harcayın.

Peki, hangi kitaplar? Tarih okumaya başladığınızda şunu öğrenmeniz gerekecek. Eğer akademik kariyer yapacaksanız belli bir alanda akademik kariyer olacak. Burada kastım sadece çağlar değil. Orta çağ çalışacaksınız ama hangi orta çağ? Haçlı Seferleri, Selçuklular, Avrupa, Orta Asya Türkleri mi? Kendinize bir alan belirleyin. Tabi bazı kişilerin buna karar vermesi uzun sürebilir. İnceleyin tartın ve ne istediğinize karar verin. Onun ardından kendi okuma listenizi oluşturun. . Yazar-eser araştırması yapın.  Kendinize göre genelden ayrıntılı kitaplara doğru okuyun.

Bu arada eğer imkanınız varsa yaptığınız okumaları bulduğunuz tüm film ve diziler ile destekleyin. Bu sadece ilgili olduğunuz alanla da kalmasın hatta sinema ve dizi kültürü önemlidir. Daha önceki yazımda bu konuda ayrıntılı bir  Bir Sistem Eleştirisi ve Ortaçağ Tarihini Araştırmak vermiştim.

 Alanınızı seçtiniz ve kendinizce okumalar yapmaya başladınız. Yazar-eser araştırması yaptınız. Bu noktada en mühim konu şu YABANCI DİL. İlk olarak İngilizce’yi zaten bilmelisiniz. Eğer dil öğrenmek gibi bir niyetiniz yoksa tarih bilimi falan yapmayın. Hem bilimi kirletirsiniz hem de zamanınızı harcarsınız. İngilizce için Intermediate seviye olmanız üniversite çağında yeterli. Ekstra olarak seçtiğiniz alana göre alakalı dillerden en az birini öğrenmeye başlamalısınız. Selçuklu çalışacaklar için Arapça ve Farsça, Avrupa tarihi çalışacaklar için Latince, Eski Yunan ve Modern Avrupa Dilleri, Orta Asya Tarihi çalışacaklar için Çince, Eski Türk Lehçeleri gibi çalışmalar bunlara örnek verilebilir. Dil işinizi hakkıyla yapmak için en mühim elementlerden biri. Dil olmadan belge ve kaynak okuyamazsınız. Yapacağınız tek şey Türkçeye çevrilmiş yazarların dediklerini tekrar olur. O yüzden elinizden geldiğince çok dil öğrenin. Öğrendikçe yepyeni kültürler ile tanışacaksınız.

 Benim özel tavsiyelerimden biri tamamıyla kişinin ekonomik durumunun iyiliği ile bağlantılı olmasıyla birlikte yurt dışı tecrübesi yaşaması olacaktır. Üniversitede ki ekonomik zorlulardan bahsederken bu nereden çıktı diyebilirsiniz. Fakat dil öğrenmek ve dünyayı tanımak oturduğunuz yerden olmaz. Ben bu tecrübeye uzun süre (yaklaşık 3 yıl) para biriktirip nail olabildim. Eğer bunu başarırsanız benim önerim tarihi bir yere gitmeniz olacaktır.

 Şuana kadar ki söylediklerimi özet geçersem kendinize tarih için akademik bir alan seçin ve ardından bu konuda olan okumalarınızı yapıp kendinizi dil açısından geliştirin. Bunları yaparken araştırın ve sorgulayın. Asla olduğunuz yerde durmayın kendinizi her gün daha ileri götürmeye çalışın. Bol bol kitap alın kendi kütüphanenizi oluşturun. Çıkabilirseniz yurt dışına çıkın.

Son tavsiyelerim ise şunlar olacak okumalarınızı ve çalışmalarınızı yaptıktan sonra kendinizde oluşan bilgi birikimini fark edeceksiniz. Hepsi sizin çalışmalarınızın meyvesi olacak. Bunları daha iyi anlamda kullanmak için seçtiğiniz tarih alanıyla ilgili makale ve araştırma yazıları yazmaya başlayın. Tabi Bunun için kendinizi dil kullanımı, zaman uyumu, kelime dağarcığı, nasıl dipnot kullanıldığı, nasıl kaynakça hazırlandığı konusunda hazırlamanız gerekecek. Bu yazıları bu sitede veya bağlantı kurduğunuz diğer sitelerde yayımlayabilirsiniz. Bu son dediğime başlamak için çok yol kat edeceksiniz. Fakat çoğunuz için problem şu olacak “ya kötü yazarsam, hata yaparsam” gibi cümleler kuracaksınız bunlar da gayet doğaldır. Ama ne yazılar var içi yanlış bilgi ve hata dolu. Doğruyu bulmak için hata yapmalısınız arkadaşlar. Hiç kimse anasının karnından kusursuz doğmaz ve hiç kimse de kusursuz ölmez. Bende halen kusurlu bir insanım kendi kusurlarınızı kabullenin, eleştirilere objektif bakın ve her hatanızdan sonra bir daha ki çalışmanızda o hatayı yapmayın.

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?